Maksat, gaye nedir? Birkaç kişi daha tanısın. Birkaç kişi daha imanını kurtarsın. Birkaç kişi daha dinini öğrensin. Yoksa, efendim, meşhur olmak, şef olmak, tanınmak meselesi değil. Birkaç kişi daha imanını kurtarmasıdır.
O büyükleri anlatmak, tanıtmak, kelimelerle mümkün değildir. Zaten biz anlayamayız ki, anlatalım. Yani, belki tarif etmek olur. Güneşi, ışığı tarif etmek olur. Bizim yapacağımız iş anlatmak değil, tarif etmek. Biz anlamasak da anlayanlar olabilir.
Muhterem hocamız Hüseyin Hilmi Işık (rahmetullahi aleyh) efendinin muhterem hanımefendileri, annemiz, hanımannemiz dünyadan ahirete irtihal edip, sevdiklerine kavuşurken, binlerce, onbinlerce sevenini, evlâdını yetim bıraktı. Hanımannemiz, Abdülhakim efendi hazretlerinin ençok sevdiği talebesinden olan Ziya bey'in biricik kerîmeleri idi ve çocukluğundan itibaren Abdülhakim efendi hazretlerinin pekçok iltifatlarına kavuşmuştu.
Bağdat’ta yaşayan ve geçimini at hırsızlığı ile sağlayan Affan’ın kızı hiç konuşmaz ve annesinin pişirdiği yemekleri yemez, kendi yemeğini kendi pişirir. Fakat kızın böyle davranmasının sebebleri vardır. Affan birgün arkadaşları ile eğlenirken beyaz elbiseli silüetler görünce şok olur. Onları yakalamaya çalışır fakat başaramaz. Affan yine bir gece at çalmak için Sırrı Sekati Hazretlerinin evinin ahırına girer. Ancak onu orada, hiç umulmadık olaylar beklemektedir...
Kurdoğlu ve arkadaşları, manevi liderleri Ali Osman Efendiyi İspanyolların elinden kurtarmak için Endülüse gelirler. Burada kolunun diyetini almak için İspanyaya gelmiş olan Oruç Reisle karşılaşırlar. Beraber hareket etmeye karar verirler...