Ara 20 2006
Bayan FATMA KAZUE (Japon)
Çarşamba, 20 Aralık 2006
Okunma; 357
İkinci Cihân Harbinden sonra, dînimize olan rağbetin gittikçe zayıflamakta olduğunu görüyordum. Japonlar, yavaş yavaş Amerikalıların hayat tarzına alışıyorlardı. Bu hayat tarzı, insanın dinle alâkasını azaltıyor, onu bir makina hâline sokuyordu. Fakat, böyle maddîleşen insanlarda bir büyük nâkısa vardır. Ben bu eksikliği his ediyordum. Ruhumda bir boşluk vardı. Bu hayat tarzından memnûn değildim. Fakat, noksan olan neydi, bunu anlamaya imkân bulamıyordum.

Bir müddet kalmak için, Tokyoya gelen bir müslümanı ziyâret ettim. Onun din hakkındaki sözlerine ve ibâdet tarzına son derecede hayrân oldum. Ona birçok suâller sormaya başladım. Verdiği cevaplar, hem beni memnûn ediyor, hem de ruhumdaki boşluğu dolduruyordu. O, bir tek hâlık [yaratıcı] olduğunu, bu yaratıcının, saadet ve selâmet ile yaşamamız için neler yapmamız lâzım geldiğini bize bildirdiğini, kendisinin de, onun emirlerine uygun olarak yaşadığını anlattı. Bu sözler, benim üzerimde o kadar derin bir te'sîr yaptı ki, ben de onun dînini kabûl etmek istediğimi bildirdim ve onun rehberliği ile müslüman oldum. Müslüman olduktan sonra, yaratana bu kadar yakın olarak yaşamanın ne büyük bir saadet olduğunu kalbimde his etmeye başladım. Hayat tarzım değişti ve huzura kavuştum.

Müslümanlığın hak din olduğunu anlamak için, birbirlerine selâm verişlerine dikkat etmek yeter. Biz birbirimize (Gün aydın) veya (geceler hayr olsun) der geçeriz. Bu kuru, maddî sözlerin yerine, müslümanlar birbirlerine, (Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühu) derler ki, bunun mânası, (Huzur ve selâmet, Allahü teâlânın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun)demektir. Bundan daha güzel bir söz, bir selâm tarzı düşünülebilir mi? Müslüman arkadaşım, bana müslümanların nelere îman ettiği, islâmiyetin hangi esaslara dayandığı ve nasıl ibâdet edildiği hakkında birçok kıymetli mâlûmat verdi. Bunlar çok sâde, çok mantıkî ve insânî idi. Gördüm ve inandım ki, İslâmiyet, temiz, sâde, mantıkî ve sulh içinde bir hayatı mümkün kılan bir dindir. Gerek şahsî, gerek ictimâ'î hayatta, insanların sulh ve sükûna kavuşabilmeleri için, bu dîne tâbi olmaları lâzımdır. Bunun için, kendim sulh ve selâmete kavuştuktan sonra, bütün âilem fertlerini, dostlarımı, ahbâblarımı müslüman olmaya kavuşturmak için çalışıyorum.
 
< Önceki   Sonraki >
Şuanda 1 misafir bağlı
eXTReMe Tracker