Kelâm-ı Kibar

Allahü teâlânın varlığını O açıklamış, her şeyin yaratanı, Onun rızasını almak istemiştir. "Muhammed Masum hazretleri"

Vintage

Something Different for Joomla

Risâle-i Türpüştî
Salı, 22 Mayıs 2007
Okunma; 1828
(Risâle-i Türpüştî) ismi ile bilinen (El-mu’temed fil-mu’tekad) kitâbını hanefî mezhebi âlimlerinden Fadlullah Türpuştî yazmışdır. 661 hicrî, 1263 mîlâdî senesinde vefât etmişdir. Ehl-i sünnet i’tikâdını ve diğer islâm bilgilerini bildirmekdedir. İmâm-ı Rabbânî müceddîd-i elf-i sânî Ahmed Fârûkî Serhendî, bu Risâleyi (Mektûbât)ının birinci cildi, 193.cü mektûbunda tavsiye etmekdedir. Hakîkat Kitâbevi sitesinden PDF olarak indirebilirsiniz.


EL-MU'TEMED FiL-MU'TEKAD
"Sağlam i'tikâd"
(TÜRPÜŞTÎ RiSÂLESi)
Fadlullah fiihâbüddîn Ebû Abdüllah bin Hasen Türpüştî
"Rahmetullahi aleyh"

KİTABA BAŞLARKEN

Dikkat buyurun ve görün ki, bir ilm talebesi, kendini yetişdiren üstâdı ve hocası, bu kitâbın müellifi hakkında ne kadar övücü sözler, ne güzel sıfatlar söylüyor:

Efendimiz, asrının büyüğü, büyük imâm, büyüklerin ve milletin sığınağı, cömerdlik ve ikrâm çeşmesi, büyük âlim, vera' ve takvâ sâhibi müctehid, hidâyet sancağını taşıyan, insanları çok iyi bilen, Evliyânın kutbu, Enbiyânın vârisi, şerî'atin sadrı, sünnetin ihyâ edicisi, bid'atin kökünün kazıyıcısı, sözün sultânı, insanların medâr-ı iftihârı, âlimlerin ve müfessirlerin şâhı, meşâyıh ve muhaddislerin hâkânı, [lakabı fiihâbüddîn]= hak ve dînin parlak yıldızı, islâmın ve müslimânların şeyhi, ma'nâların açıklayıcısı, ikinci Ebû Hanîfe, hakîkatleri ortaya çıkaran, ince ilmleri çözen,
künyesi Ebû Abdüllah, ismi Fadlullah bin imâm-ı Sa'îd Tâcüddîn Ebû Sa'îd
Hasen bin Hüseyn bin Yûsüf Türpüştî
[1] , Allahü teâlâ onun yüksek makâmıyla şerî'atin direklerini kuvvetlendirsin ve onun yüksek himmetiyle bid'at sâhiblerinin za'îf ve aslsız çadırlarını temelinden yıksın.
Beyt:

Allah mağfiretiyle onu te'yîd eylesin,
Cennet serâylarında onu iskân eylesin.

Yâ Rabbî, sana kibriyâna ve ululuğuna lâyık hamd ederim. Asfiyânın hülâsâsı ve Peygamberlerinin sonuncusu Muhammed Mustafâya, Onun bütün Âline ve Eshâbına salât-ü selâm ederim.

MÜELLiFiN ÖNSÖZÜ

Allahü teâlâya hamd ve senâ olsun ki, fesâhat meydânı kahramânlarının, Onun vasfında açık söz söyleyebilmeleri dar, ma'rifet sâhası yarışçılarının, Onu anlatabilmede işâret ayakları topal kalır. Aklların, idrâklerin nihâî derecesinin, Onun zâtının ve sıfatlarının ma'rifetlerinin başlangıcından hayret ve şaşkınlıkdan başka delîli yokdur. Zekî ve keskin bakışlı kimselerin, Onun azameti nûrlarının şaşaasında gözlerinin kör olması veyâ gözlerini kapamakdan başka yolu bulunmaz. Eşyânın zâhir [açık]olması, Onun Zâhir olmaklığı yanında bâtın [gizli ve silik], mahlûkâtın bâTınları [gizli şeyleri], Onun Bâtın olmaklığı yanında zâhir [açık] kalır. Bütün evveller, Onun Evvel olmaklığı yanında âhır [sona ve sonraya] kalır.
Bütün âhırlar [sonlar], Onun Âhır olmaklığı yanında evvel olur. Bütün ezeller, Onun Ezel olmaklığı yanında hâdis [sonradan olma] olup, bütün ebedler, Onun ebedliği yanında bir müddet sonra bitecek kısa zemân kalır.

Velhâsıl akla [idrâke], fehme [anlayışa], vehme [hesâba], havassa [duygulara] ve kıyâsa [ölçüye] gelebilen her şeyden O "teâlâ ve tekaddes" münezzehdir, berîdir, uzakdır.

Hamd, Ondan başkasına yaraşmaz. Senâ, Ondan başkasına yakışmaz. Kendine lâyık hamd ve senâyı da ancak kendisi yapar. Onu hakkıyla vasf eden yine ancak kendisidir. Akl ancak yaratılmış olanlara erer. Endîşe [düşünce] aklın hudûdları içerisine girenlerden haber verir. Aklın, Allahü teâlânın celâlinin nûrlarında kanatları yanmış, endîşenin, Onun kudsî mertebesinde gözleri dikilmişdir. Hakka yol bulan akl, Onun hidâyetiile bulmuşdur. Hakdan haber veren endîşe, Onun inâyeti ve ikrâmı ile vermişdir. Onun fadl-ü ihsânı iledir ki, rûh Onun ma'rifeti ile görür oldu. Onun nihâyetsiz cûdundan [cömerdliğinden]dir ki, kalb Onun sevgisiyle yakınlığı tatdı.

Hamd ve şükr o Allahü teâlâ ve tekaddese olsun ki, Onu tanımak rûhun hayâtı, Onu zikr etmek rûhun râhatı, Onu bulmak ebedî sultânlık, Onun hizmetinde bulunmak, iki Cihân ni'metlerinden dahâ tatlı, Onunla bir nefes berâber olmak, yerde ve gökde olanların hepsinden dahâ güzeldir.

Aklın alamıyacağı, düşüncenin hesâb edemiyeceği kadar salât-ü selâm, tehıyyât ve berekât, bârigâh-i ülûhiyyetden, hazret-i Rubûbiyyetin müsâfiri, hakîkî kulluk yolunun rehberi, gayb âleminin emîni ve vahy ilmlerinin tercümânı Muhammed Mustafânın "sallallahü aleyhi ve sellem" temiz rûhuna ve Medînede bulunan ölümsüzlük bedenine olsun ki, Onun bereketiyle rûhlar müşâhedeye kavuşdu ve Onun şereşi zâtı ile kalbler ma'rifete ulaşdı. Onun şerî'ati ile Allahü teâlâya tapınma yolu aydınlandı. Onun sünneti ile kulluğun edebleri ortaya çıkdı.

En iyi düâlar ve se'âdetler, Âline, yakın ve uzak Akrabâsına ve Eshâbına olsun! Allahü teâlânın magfireti Onun dînine yardım edenlere ve bu dîn-i metîne insanları da'vet edenlere olsun!

Söz söyliyenlerin söyliyebildikleri en güzel söz olan Allahü teâlâya hamdü senâdan ve îmânın sağlamlığını gösteren Resûlullaha "sallallahü aleyhi ve sellem" salât-ü selâmdan sonra derim ki, kalb gözü açık, rûhu aydınlık mubârek bir Allah dostu, hiç yokdan kalbime geldi ve oturdu ve bana, ilmsiz Hak teâlâyı tanımak istemek ve Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve âlihi ve sellem" Sevâd-ı A'zam olarak tanıtdığı ümmetin seçilmişlerinin, ya'nî Ehl-i sünnet yolunun i'tikâd bilgilerini öğrenmeden dindâr olmak yakışmaz, dedi. Gerçekden zemâne âlimlerinin dînin vâcib kıldığı ve nasîhatın gereği olan insanları irşâd ve i'kâzdan uzak, bid'at sâhiblerinin, şübhecilerin ve za'îf kimseleri dalâlete çağıranların çıkardığı sayısız fitne ve fesadı gördükden sonra hâtırıma geldi ki, farsça bir i'tikâd
kitâbı yazayım ve bu kitâbda, bu zemânda yaşayan ve Hakkı arayan müslimânların muhtâc olduğu bilgileri bildireyim. Hem Kitâb ve Sünnetin kâidelerine uygun, hem de Selef-i Sâlihîn diye bilinen eski râsih ilmli büyük âlimlerin usûllerine muvâfık olsun. ilmde Hak teâlâya vesîle olacak bundan dahâ güzel bir yol bilmiyorum.

Çünki âlemin ve âlemdekilerin salâhı, iyiliği, kurtuluşu bundadır. Ve çünki sağlam îmân ve i'tikâd yanında diğer ameller, rûhun yanında beden gibidir. Rûhsuz beden işe yaramadığı gibi, düzgün ve sağlam bir i'tikâd sâhibi olmadan yapılan ibâdetler
de bir şeye yaramaz. islâmda ortaya çıkan her fitne ve müslimânların başına gelen her felâket, hep bozuk i'tikâdlar yüzündendir. Bundan Allahü teâlâya sığınırız. Tuhfe-i Muzafferî olan bu kitâba EL-MU'TEMED FiL-MU'TEKAD ismini verdik.

Bu kitâbı üç bâb [temel-bölüm] üzere tertîb edip, her bâbı da on fas-
la ayırdık:

BiRiNCi BÂB:
Allahü teâlâya îmân.
iKiNCi BÂB: Meleklere, Kitâblara, Peygamberlere, Âhıret gününe îmân.
ÜÇÜNCÜ BÂB: Kitâb, Sünnet, icma' ve Kıyâsa uygun olarak bildirilen diğer mes'eleler.


[1] Fadlullah bin Hasen Türpüştî, 661 [m. 1363] senesinde vefât etdi. imâm-ı Rabbânî Müceddid-i elf-i sânî hazretleri, (Mektûbât)ının birinci cildi, 193.cü mektûbunda, (Ehl-i sünnetin doğru i'tikâdını edinmek için, büyük imâm Türpüştînin risâlesini okumak pek münâsibdir. Anlaşılması da kolaydır. Sohbetdeki derslerinizde okursanız çok iyi olur) buyurmuşdur. fiirâzlıdır. Hadîs ve Hanefî mezhebi âlimlerinin büyüklerindendir. (Sahîh-ül Buhârî)yi hocası Câmi'-ül atik [Eski Câmi'] imâmı Abdülvehhâb ibni Sâlihden okumuşdur. Tesavvufda, (Tuhfet-üs-sâlikîn) [Allah yolu yolcularına armağan] kitâbı ve (Müyessir) adındaki Mesâbih şerhi ve türkçeye tercemesine çalışdı ğımız işbu el-MU'TEMED FiL-MU'TEKAD kitâbı, tanınmış eserlerindendir.
 
Sonraki >

İlahi Arşivi

Namaz Vakitleri

Joomla Templates by JoomlaShack