Kelâm-ı Kibar

Nasihatların başı şudur ki, islâmiyetin sahibine uymak lâzımdır. Resûlullaha uymıyanlar, âhırette azâbdan kurtulamaz. - İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh”

Vintage

Something Different for Joomla

Risâle-i Türpüştî: Îmân ne demektir
Salı, 22 Mayıs 2007
Okunma; 1793
[Birinci Fasl]Îmân demek, tasdîk etmek demekdir. Tasdîk ise, bir kimseyi söylediği sözde doğrulamak ve doğru söylediğine inanmakdır. Îmân sözü, emîn, ya'nî emniyyet, güvenilir olmak kelimesinden gelmekdedir ki, tersi güvensizlik ve korkudur. Ya'nî, emîn kılmak demekdir.
Biraz dahâ açıklıyalım: Haber veren birisi, bir şeyden haber verdiğinde, dinliyen, o şeyin hakîkatini ve doğrusunu bilmezse, söylenen şeyin doğru olup olmadığında tereddüd eder. Söyliyen, böyle yap, şöyle yapma dediğinde, dinliyen o işin doğrusunu bilmezse, elbette tereddüdde kaıp, bu kişinin yap veyâ yapma demesi, doğru mudur diye düşünür. Nihâyet kalbinde, gerçek doğru ve açık olarak karar kılar ve duyduğunun doğru olup, onda bir eğrilik ve yanlış bulmaz da, yap veyâ yapma sözüne inanırsa, işte o zemân bu i'tikâd ve inanışla özünü emîn kılıp, yalan haber olmakdan kurtulur ve bozuk bir söz olmakdan râhatlar.

Kul, kendi aklı ile, âlemin bir yaratıcısı vardır; O yaratıcı hayy [diri], âlim [bilici], kâdir [gücü yetici], kadîm [başlangıcı olmıyan], bâki [hepvardır] diye bilir, Peygamberler "aleyhimüsselâm" vâsıtası ile kendisine ulaşmış olan doğru tevhîdin şartlarına inanır, kabûl eder ve bunlarda bir şübhesi kalmadığını bilirse, nefsi [içi, kalbi] râhatlar ve bildiğinde yanlışlık korkusu kalmaz. Bildiğinin ve işitdiğinin yalan veyâ yanlış olması ihtimâli kalkar. Ayrıca, kendini tevhîde da'vet eden ve hak dîne götürene yalancı diyemez ve muhâlefet edemez. Bir de, i'tikâd sağlam ve doğru olur ve bu i'tikâd üzere ölürse, azâb korkusu bulunmaz. işte bu bir kaç şeklde olan doğru i'tikâd ve inanmağa îmân denir. Tasdîk, her ne kadar kalb ile olur ve îmânda esâsı teşkîl ederse de, dinde mu'teber olması, dil ile ikrâr ve i'tirâfdan sonradır. Kalb ile tasdîk ve dil ile ikrâr ve i'tirâf edince, o kimse mü'min olur. Evet, îmândaki mertebesi, Allahın ve Resûlünün buyurduğu gibi olursa, dahâ iyi ve mükemmel olur. Îmânın yetmiş küsûr dalı vardır. Hepsinin aslı (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlühü) demekdir.[1]

Bu husûsda kulun tevhîd ilminden bilmesi vâcib olanları ve diğer muhtâc olduğu bilgileri inşâallahü teâlâ ve tekaddes bildireceğiz:



 
< Önceki   Sonraki >

İlahi Arşivi

Namaz Vakitleri

Joomla Templates by JoomlaShack