|
Cuma, 20 Temmuz 2007 |
Okunma; 222 Seyr-i ilallah, Allahü teâlânın ismlerinden sâlikin mebde-i teayyünü bulunan isme kadar olan seyrinden ilerlemesinden ibâretdir. Seyr-i fillah ise, o ismde ilerlemek demekdir. Bu seyr, esmâ, sıfat, şuûn ve i'tibârâtdan mücerred olmak i'tibâriyle zât-ı ehadiyyete kadar devâm eder. Bu tefsîr, ya'nî yapdığımız bu açıklama, ALLAH mubârek isminden murâd, bütün ism ve sıfatları kendinde bulunduran vücûb mertebesinde tutulduğu takdîrdedir. Ammâ ALLAH mubârek isminden murâd, zât-ı baht [sırf zât-ı ilâhî] ise, o zemân seyr-i fillah, bildirilmiş olan bu ma'nâ ile, seyr-i ilallaha dâhil olur ve bu durumda seyr-i fillah hiç bir zemân ele geçmez. Çünki zât-ı bahtdaki seyr nihâyetün-nihâye noktasında tasavvur olunamaz. Zîrâ o noktaya kavuşdukdan sonra, orada hiç duraklamadan geri âleme dönülür. Bu geri dönüşe Sey-i anillahi billah denir. Bu anlatdığımız öyle bir ma'rifetdir ki, nihâyet-ün-nihâyeye kavuşanlara mahsûsdur. Bu fakîrden başka, Evliyâdan hiç kimse bu ma'rifetden bahs etmemişdir. Âyet-i kerîmede, (Allah, dilediklerini kendine seçer) buyuruldu.
Velhamdü lillahi Rabb-il âlemîn, vessalâtü ves-selâmü alâ Seyyid-il mürselîne Muhammedin ve âlihi ecma'în.
|