Tem 20 2007
Mebde ve Me'âd: 8. Bölüm
Cuma, 20 Temmuz 2007
Okunma; 190
Nihâyet-ün-nihâyeye kavuşmuş olanlar, geriye dönüşde de n  aşağı  mertebeye  inerler.  Nihâyet-ün-nihâyeye  kavuşmuş  olmanın alâmeti, işte bu en aşağı mertebeye inmekdir. Geriye dönüş ve iniş, bu şeklde olunca, geriye dönen ve çıkdığı gibi en aşağı mertebeye inen, temâmen sebebler âlemine müteveccih olur. Onun bir kısmı Hak sübhânhuya,  bir  kısmı  ise  insanlara  müteveccih  [yönelmiş,  yüzünü  çevirmiş] değildir. Zîrâ bu hâlde bulunmak, nihâyet-ün-nihâyeye [sonun sonuna] kavuşmamanın alâmetidir ve böyle olan en aşağı mertebeye inemez. Ya'nî demek istiyoruz ki, mü'minin mi'râcı olan nemâz kılma esnâsında geriye dönmüş velînin latîfeleri [kalb, rûh, sır, hafî ve ahfa ve nefs]inin
Allahü teâlâya husûsî teveccühü hâsıl olur ve nemâz bitinceye kadar devâm eder. Nemâzdan sonra, yine bütün varlığıyla insanlara döner. Lâkin farz ve sünnetleri edâ ederken, altı latîfe Allahü teâlâya müteveccih olur. Nâfile nemâz esnâsında ise, yalnız latîfelerin en latîf olanı ile müteveccih olmakdadır. (Allahü teâlâ ile öyle zemânlarım oluyor ki...) hadîs-i şerîfi, herhâlde bu husûsî vakte işâretdir ki, bu da nemâza mahsûsdur. Bu işârete  bizi  yaklaşdıran  delîl  de,  (Gözümün  ışığı  [bütün  neş'em]  nemâzdadır) hadîs-i şerîfidir. Bu karîneye [ipucuna] ekleyeceğimiz iki işâret dahâ vardır ki, bunlar da sahîh keşf ve sarîh ilhâmdır. Bu ma'rifet bu fakîre mahsûs ma'rifetlerdendir. Meşâyıh bu kemâli, iki teveccüh arasını birleşdirmede bilmişlerdir. Her şeyin en doğrusunu Allahü teâlâ bilir.
Vesselâmü alâ menittebe'al-hüdâ veltezeme mütâbe'at-el Mustafâ aleyhi ve alâ âlihis-salevâtü vet-teslimâtü etemmühâ ve ekmelühâ.
 
< Önceki   Sonraki >
Şuanda 1 misafir bağlı
eXTReMe Tracker