|
Salı, 22 Mayıs 2007 |
Okunma; 194
5. FIKRA: (O hâlde Rabbinin ni'metlerini dile getir) âyet-i kerîmesi mûcibince derim ki: Bu fakîr bir gün kendini sevenlerle birlikde halkada oturuyordum. Kendi harâblığıma, perîşânlıma bakdım. Bu bakışım o kadar kuvvetlendi ki, kendimi bu duruma [insanları irşâd ve hidâyete da'vete] münâsebetsiz buldum. Bu esnâda, (Allah için tevâzu' edeni, Allah yükseltir) hadîs-i şerîfi ma'nâsınca, hakîkatden uzak bu kulu mezellet [aşağılık] toprağından kaldırdılar ve kalbine şöyle seslendiler: "Seni ve kıyâmete kadar, bana kavuşmak için seni vâsıtalı ve vâsıtasız tevessül edenleri magfiret eyledim." Bir yanlışlık olmasın diye de tekrar etdiler. Bu, hayâl, zan cinsinden olan ve şübhe taşıyan bir söz değil, hakîkat ve vâkı'adır. Bunun için Allahü teâlâya sayısız hamd ve senâ, en temiz tesbîh ve tehıyyeler olsun. Rabbimizin beğendiği derecede medhler ve senâlar olsun. Ves-salâtü ves-selâmü alâ Resûlihi seyyidinâ Muhammedin ve Âlihi kemâ yahrâ.
Bundan sonra ilhâm ile bildirilen bu ma'nâlı sözü, herkese duyurmamı emr buyurdular.
Beyt:
Kocakarı kapısına gelirse bir pâdişâh,
Ağam, bıyığın burup, etme gizli gizli âh!
(Muhakkak ki, Rabbinin magfireti çok genişdir) âyet-i kerîmedir.
|