Kelâm-ı Kibar
Nerede olursanız olun, ne yaparsanız yapın, Allahü teâlâ sizi görür. Onun için yasaklanan yerlerde değil, emredilen yerlerde bulunun! Ebûl-Vefa "Rahmetullahi Aleyh"
Vintage
Something Different for Joomla
| Mebde ve Me'âd: 11. Bölüm |
| Pazar, 29 Temmuz 2007 | |
|
Okunma; 1305 11. FIKRA: Tâlibin [Lâ derken] âfâkî ve enfüsî [dışındaki ve içindeki] bâtıl ilâhları [Allahdan başka tapdığı, gönül verdiği, kulluk etdiği her şeyi] silip yok etmeğe çok çalışması lâzımdır. İllallah derken, ya'nî Hakdan başka ma'bûd yokdur derken, hâtırına ve düşüncesine gelen her şeyi, lâ derken kasd etdiklerine dâhil etmeli, Allahü teâlânın vücûdü ile yetinmelidir; her ne kadar o makâmda vücûd bile yolda kalıyor ve vücûdün ötesini aramak gerekiyor ise de. Ehl-i sünnet âlimleri, "Allahü teâlânın vücûdü zâtından başkadır" demekle ne güzel söylemişlerdir. Vücûda zâtın aynısı demek ve vücûddan başka bir şey yokdur. Allahü teâlânın zâtı vücûddür demek, görüş, bakış ve gerçeği bilmekdeki kusûr ve eksiklikden doğmakdadır. Şeyh Alâüddevle Semnâni hazretleri "kuddise sirruh", "Vücûd âleminin üstü, melik-i vedûd âlemidir" demişlerdir. Beyt: Yüksek himmetli olmak, hiç kavuşulamıyan, kendisinden nâm ve nişân görünmiyen böyle bir maksûdu matlûb edinmekle ifâde edilir. Bir kısmları vardır ki, kendilerinin aynı görmek istedikleri matlûbu isterler ve isterler ki, onunla aralarında yakınlık ve berâberlik olsun. Mısra': |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
İlahi Arşivi |
Namaz Vakitleri |