Tem 29 2007
Mebde ve Me'âd: 20. Bölüm
Pazar, 29 Temmuz 2007
Okunma; 232

20. FIKRA: Şühûdun ihâtasına giren, görünen, bilinen düşünce ve hayâle sığan bir hudâya [ma'bûda] aslâ tapmam. Çünki müşâhede edilen,

görünen, bilinen, vehm ve hayâle gelen de, müşâhede eden, gören, bilen, düşünen ve hayâl eden gibi mahlûkdur ve sonradan olmadır [ezelî ve ebedî değildir].

Beyt:

Ben, ağıza sığmıyan lokmanın tâlibiyim.

Seyr ve sülûkden maksad perdelerin yırtılmasıdır. Bu perdeler, imkânî [mahlûkâta âid] olsun, vücûbî [Rabbe âid] olsun aynıdır. Ya'nî şühûde

mâni' olan nûrânî veyâ zulmânî perdeleri aradan kaldırmakdır ki, vasl-ı uryânî, ya'nî tam kavuşmak ele geçsin. Yoksa matlûbu kayda getirmek ve avlamak için değildir.

Beyt:

Anka kimseye av olmaz, tuzağını topla,

Ki ancak orada hava girer tuzağa.

Kaldı ki, âhıretde rü'yet hakdır, ya'nî Cennetde olanlar Allahü teâlâyı göreceklerdir. Buna îmân ederiz, ammâ nasıl olacağı ile meşgûl olmayız. Çünki avâm bunu anlıyamaz; havâsın, seçkinlerin bunu anlıyamamasından dolayı değil. Çünki havâs için dünyâda bu makâmdan nasîb vardır, ismi rü'yet olmasa da, vardır. Hidâyet üzre olanlara selâm olsun!

 
< Önceki   Sonraki >
Şuanda 1 misafir bağlı
eXTReMe Tracker