|
Mebde ve Me'âd: 25. Bölüm |
|
Çarşamba, 01 Ağustos 2007 |
Okunma; 204
25. FIKRA: İnsan ilme bağlı kaldığı ve ma'sivâya tutulma iz ve işâretlerini taşıdığı müddetçe, hor ve kıymetsizdir. Allahü teâlâdan başkasını unutmak bu yolun şartıdır. Hak teâlâdan gayrısını unutmak bu yolda ilk adımdır. Bâtın [kalb ve diğer latîfeler] aynası imkân [mahlûk] paslarından temizlenmedikçe, hazret-i Vücûbun Onda görünmesi muhâldir. Çünki imkânın ilminin, Vücûbî olanın ma'rifetleri ile birleşmesi, cem'-i ezdâd [zıdların bir araya gelmesi] kabîlindendir. Burada ciddî bir süâl ortaya çıkar ve şöyle denir: Ârif bekâ ile şereflenip, nâkısları terbiye etmek ve kemâle getirmek için geriye döndürülünce, giden ilmler tekrâr geri gelir. Buna göre, imkânî ilmler [mahlûkâta âid bilgiler] vücûbî ma'rifetler [Hak teâlâya âid kalb ma'rifetleri] ile bir araya geliyorlar. Hâlbuki sen buna cem'-i zıddeyn [iki zıd şeyin bir araya gelmesi -ki] muhaldir dedin. Cevâbında deriz ki, bekâ billah makâmına kavuşmuş olan bir ârif, bu durumda berzâh [geçit] durumundadır. Sanki o vâcible imkân arasında berzâh [geçit ve vâsıta]dır ve her iki makâmın rengini taşımakdadır. Böyle olunca, her iki makâmın ilm ve ma'rifetleri birlikde onda bulunursa niçin zor olsun. Zîrâ iki zıd şeyin birleşme yeri bir olmuyor, sanki ayrı ayrı oluyor. O hâlde birleşme yokdur.
|