Kelâm-ı Kibar
Nerede olursanız olun, ne yaparsanız yapın, Allahü teâlâ sizi görür. Onun için yasaklanan yerlerde değil, emredilen yerlerde bulunun! Ebûl-Vefa "Rahmetullahi Aleyh"
Vintage
Something Different for Joomla
| Mebde ve Me'âd: 31. Bölüm |
| Çarşamba, 01 Ağustos 2007 | |
|
Okunma; 1313 31. FIKRA: Bu büyükler yolunun temâmlanması ve nihâyetin nihâyetine kavuşmak, meşhûr on makâmın aşılmasına bağlıdır. Bu on makâmın ilki tevbe, sonuncusu rızâ makâmıdır. Kemâl mertebelerinde rızâ makâmından yukarıda hiçbir makâm yokdur. Hattâ âhıretde Allahü teâlâyı görmek bile, ondan yüksek değildir. Bununla berâber rızâ makâmının hakîkati, gerçek ve tam olarak âhıretde zuhûr edecekdir. Âhıretde diğer ma-kâmların elvermesi ise yokdur. Tevbenin orada bir ma'nâsı, zühdün orada bir yeri, tevekkülün orada bir makâmı, sabrın husûsî bir hâli orada bulunmaz. Evet şükr orada vardır, ammâ o da rızânın bir kısmı olup, ondan ayrı bir şey değildir. SÜÂL: Zemân olur ki, kâmil-i mükemmilde, dünyâya karşı bir rağbet ve istek olur ve onda tevekkülü gideren ba'zı şeyler ve hâller görülür. Aynı şeklde sabrla bağdaşmayan, dayanamamazlık ve tahammülsüzlük ve bunun gibi rızâsızlık ifâde eden hâller ortaya çıkar. Bunların sebebi nedir? CEVÂBında deriz ki, bu makâmlar kalbe ve rûha mahsûs makâmlardır. Seçilmişlerin seçilmişlerine göre, bu makâmlar nefs-i mutme'innede de hâsıl olur. Ammâ kalıbın bundan nasîbi ve hissesi yokdur, şiddet ve kuvvetin gereğini yapmasa da böyledir. Birisi Şiblî hazretlerinden, "Sen muhabbet ehli olduğunu söylersin, ammâ senin bu gürbüz hâlin muhabbetle bağdaşmıyor" deyince, ona bir şi'rle cevâb verdi. Beyt: Kalbim sevdi, bedenim, habersizdir sevgiden, Bedenim sevse idi, erirdi muhabbetden. O hâlde, o makâmlarla bağdaşmıyan hâller, eğer bir kâmilin kalıbında, bedeninde görünüyorsa, o makâmların hâsıl olmasında, bâtınları [kalb ve rûhları] için bir zararları olmaz. Kâmil olmıyan velîde, o makâmlardaki noksanlıklar bütün varlığında görülür ve bâtın ve zâhiri ile dünyâya rağbet eder ve tevekkülü bozan birşey, onun sûretini de, hakîkatini de içine alır. Kalıbında ve kalbinde râhatsızlık ve tâkatsızlık görülür. Beden ve rûhu ile rızâsızlık gösterir. Allahü teâlânın evliyâsı için örtü kıldığı, onları insanların gözünden sakladığı hâller, bunun gibi bedenin ihtiyâcı olan şeylerdir. Çok kimseleri bu büyüklerin kemâlâtından bunlar mahrûm bırakdı. Bu gibi şeylerin evliyâda bırakılmasında ince hikmetler, derin sırlar vardır. Onlardan biri, bu dünyâ hâline, imtihân yeri olan bu dünyâda hakla bâtılın karışmış olmasıdır. Biri de, öyle görünüyorlarsa da, aslında onların terakkîlerine sebeb olmakdadırlar. Eğer bu gibi, insanlık ihtiyâcları evliyâdan temâmen kalksaydı, ilerleme yolları kesilir, melekler gibi belli bir makâmda kalır, ileri gidemezlerdi. Hidâyet üzre olana ve Muhammed Mustafânın "aleyhi ve alâ âlihis-salevâtü vet-teslimâtü etemmühâ ve ekmelühâ" yolunda gidenlere selâm olsun! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
İlahi Arşivi |
Namaz Vakitleri |