Ağu 01 2007
Mebde ve Me'âd: 33. Bölüm
Çarşamba, 01 Ağustos 2007
Okunma; 202

33. FIKRA: Allahü teâlâ, evliyâ kullarını öyle örtmüşdür ki, onların zâhirlerinin bile bâtınlarındaki kemâlâtdan haberleri yokdur; nerede kaldı ki, diğer insanların onların iç kemâlâtından haberleri olsun. Onların bâtınlarının bîçûn ve bîçigûne mertebesine olan nisbetleri de bîçûndur, ya'nî anlatılamaz, vasf edilemez. Bâtınları, âlem-i emrden olduğu için, bîçünîlikden nasîbleri olur. Temâmen bilinen ve anlaşılan hâlde olan zâhirleri, onu nasıl anlayabilir. Hattâ bu nisbetin sâhibi olduğunu nerede ise inkâr edecek durumda bulunur. Çünki, ondan hiç haberi yokdur; hattâ münâsebeti bile yok gibidir. Nisbetin hâsıl olduğunu bilebilir, ammâ kime bağlı olduğunu bilemez. Hattâ çok zemân gerçek bir bağlılığından haberi de olmaz. Bütün bunlar, o nisbetin çok yüksek olmasından ve zâhirinin çok alçak bulunmasındandır. Bu arada şunu da söyliyelim ki, bâtını  o  nisbetin  temâmen  hükmü  altında  bulunmakdadır.  O  bilmek  ve görmekden geçmişdir. Neye sâhib olduğunu ve kimi bulduğunu nereden bilsin? Böylece, ma'rifete [bilmeğe, tanımağa] bilememekden ve tanıyamamakdan  başka  yol  kalmaz.  Bunun  için  Sıddîk-ı  Ekber  "radıyallahü anh", "Anlayamamak anlamakdır" buyurdu. İdrâkin [anlamanın] kendisi, husûsî bir nisbetden ibâret olup, onu anlayamamak lâzım gelir. Çünki idrâk sâhibi mağlûbdur, anladığını bilemez. Başkaları ise, dahâ önce dediğimiz gibi, onun hâlini hiç bilemezler.

 
< Önceki   Sonraki >
eXTReMe Tracker