|
Mebde ve Me'âd: 35. Bölüm |
|
Çarşamba, 01 Ağustos 2007 |
Okunma; 215
35. FIKRA: Bu fakîre bildirildi ki, Kur'ân-ı kerîmde vâkı' olan Allahü teâlânın kuluna kurbu [yakınlığı], ma'iyyeti [kulu ile berâberliği] ve ihâta-sı [herşeyi kaplaması] da, yed [el] ve vech [yüz] gibi müteşâbihler cümlesindendir. Evvel, âhır, zâhir ve bâtın sözleri ve benzerleri de bunlar gibidir. İşte Allahü teâlâya karîb [yakın] deriz, ammâ kurbun [yakınlığın] ne demek olduğunu bilmeyiz. Aynı şeklde Ona, evvel deriz, ammâ evvelin ne demek olduğunu anlamayz. Bizim ilm ve anlayış dâiremize sığan Kurb ve Evvele âid ma'nâlardan Allahü teâlâ münezzehdir ve çok yüksekdir Bizim keşf ve şühûdümüze gelip, münkeşif ve müşâhede olunandan, çok yüksek ve müberrâdır. Ba'zı tesavvuf ehlinin keşf yoluyla anladıkları ve o keşfleri ile Allahü teâlâyı yakın ve berâber bildikleri ma'nâlar hoş değildir. Mücessime mezhebine doğru atılmış bir adım gibidir. Ba'zı âlimlerin bunları te'vîl ederken, kurbdan [yakınlıkdan] murâd, ilmî yakınlıkdır, demeleri, eli kudretle, vechi zâtla te'vîl etmeleri gibi olup, te'vîli câiz görenlerce câizdir. Biz te'vîli câiz görmüyoruz ve öyle müteşâbih kelimelerin te'vîllerini, ne demek olduklarını Allahü teâlâya havâle ediyoruz. En iyisini Allahü teâlâ bilir. Hidâyet üzre olanlara selâm olsun.
|