Okunma; 221
36. FIKRA: Bu fakîr, salât-i vitri ba'zan gecenin evvelinde, ba'zan sonunda kılardım. Bir gece bana gösterdiler ki, vitr nemâzını gecenin sonunda kılmak niyyetiyle yatana kâtib melekler bütün geceyi ibâdetle geçirmiş gibi sevâb yazarlar. Bu sevâb yazma meşgûliyyetleri, vitr nemâzını edâ edinceye kadar devâm eder. O hâlde salât-ı vitr ne kadar geç kılınırsa, o kadar çok sevâb olmakdadır. Bununla berâber, bu fakîr, vitrin erken veyâ geç edâsında, insanların Efendisine "aleyhi ve alâ âlihis-salavâtü vet-teslimât" tâbi' olmakdan başka bir şey düşünmüyorum ve mütâbe'atle aynı seviyede bulunabilecek hiç bir fazîlet bulamıyorum.
Resûl-i Ekrem "sallallahü aleyhi ve âlihi ve sellem" efendimiz ise, vitr nemâzını ba'zan gecenin evvelinde, ba'zan da âhırinde [sonunda] edâ ederlerdi. Kendi se'âdet ve kurtuluşumu, herhangi bir işde o Servere uymada biliyorum; isterse bu uyma ve Ona benzeme sûret ve şeklde olsun.
Ba'zıları ba'zı sünnetleri edâ ederken, geceyi ihyâ etmek gibi ba'zı niyyetleri de ekliyorlar. Böylelerinin ne kadar kısa düşünceli ve dar görüşlü olduklarına şaşıyorum. Binlerce geceyi ihyâ etmeği, mütâbe'atin yarım arpası ile değişmek istemem. Ramezân-ı şerîfin son on gününde i'tikâfda idim. Talebe ve sevdiklerimi toplayıp, dedim ki, Resûlullaha "sallallahü aleyhi ve âlihi ve sellem" tâbi' olmakdan [uymakdan] başka niyyet etmeyiniz. Bizim gibilerin insanlardan kesilmesinden ve uzak durmasından ne çıkar. Yüzlerce tutulmayı bir mütâbe'ate kavuşmak için kabûl ederim; ammâ binlerce kesilme ve insanlardan uzak durmayı mütâbe'at vesîlesi yoksa kabûl etmem.
Beyt:
Sevgilinin serâyında olanlar,
Bağ, bostan ve lâlezara bakmazlar.
Allahü teâlâ bize, Habîb-i Muhammed Mustafâya "aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vet-teslimâtü etemmühâ ve ekmelühâ" tam tâbi' olmağı ihsân eylesin!
|