Ağu 02 2007
Mebde ve Me'âd: 46. Bölüm
Perşembe, 02 Ağustos 2007
Okunma; 194

46. FIKRA: Mürşidimin hizmet ve sohbetinde dört kişi idik. Diğer talebe ve müridler arasında ayrı bir yerimiz ve husûsiyyetimiz vardı. Herbirimizin hazret-i Hâcemize başka davranışı ve ayrı i'tikâdı [bağlılığı ve teslimiyyeti] var idi. Bu fakîr kesin olarak biliyordum ki, böyle bir sohbet, buna benzer bir topluluk, bunun gibi bir terbiye ve irşâd, O din ve dünyânın Serverinden "aleyhi ve alâ âlihis-salâtü vet-teslimât" sonra hiç bir zemân bulunmamışdır. Bu ni'metin şükrünü şu sözle yerine getirdim: "Her ne kadar insanların En Hayrlısının "aleyhi ve alâ âlihissalâtü ves-selâm" sohbetine yetişmedimse de, hazret-i Hâcenin sohbetinden de mahrûm kalmadım."

 

Hazret-i Hâcemiz, diğer üçü için buyurdular ki, filân beni tekmîl sâhibi biliyor, ammâ irşâd sâhibi bilmiyor. Ona göre irşâd makâmı, tekmîl [kemâle  getirme]  makâmından  yüksekdir. Filânın  ise,  bizimle  işi  yok. Üçüncüsü için ise, o bizi inkârdadır [kabûl etmiyor] buyurdu. Her birimiz hazret-i Hâceye olan i'tikâdımıza göre, ondan nasîb aldık. Bilmek lâzımdır ki, müridin mürşidinin üstünlüğüne ve onun en kâmil olduğuna i'tikâdı, ona olan muhabbeti netîcesidir ve ifâde [fâide verme] ve istifâde [fâidelenme] sebebi olan münâsebetin, berâberliğin ve sohbetin meyvesidir. Bununla berâber, mürid mürşidini, dînimizde üstünlüğü, fazîleti bildirilmiş olan zâtlardan üstün tutmamalıdır. Yoksa muhabbetde  ifrât  etmiş  olur.  ıfrât  ise  kötülenmiş sıfatlardandır.  Şî'îler,  Ehl-i Beyt muhabbetindeki ifrâtları yüzünden hak yoldan ayrılıp, perîşân olmuşlar.  Hıristiyanlar  Îsâ  aleyhisselâma  olan  aşırı  sevgileri  sebebiyle,  ona "Allahın oğlu" demişler ve ebedî ziyânda kalmışlardır. Lâkin, büyüklükleri ve üstünlükleri kabûllenilmiş olanları hâric tutar ve: "Benim mürşidim diğerlerinden üstündür" derse, câizdir; hattâ tarîkatde vâcibdir. Bu üstün bilmek, müridin elinde değildir. Hattâ deriz ki, eğer mürid kâbiliyyetli ise, gayr-i ihtiyârî bu i'tikâd onda hâsıl olur ve o muhabbeti ve üstün bilmesi sebebi ile, mürşidin kemâlâtını iktisâb eder. Eğer bu üstün bilmek müridin irâde ve isteği ile olur ve zorlama hâli görülürse, câiz olmaz ve netîce vermez.

 
< Önceki   Sonraki >
Şuanda 1 misafir bağlı
eXTReMe Tracker