|
Mebde ve Me'âd: 52. Bölüm |
|
Perşembe, 02 Ağustos 2007 |
Okunma; 1001
52. FIKRA: Muhammedün Resûlullah "sallallahü teâlâ aleyhi ve âlihi ve sellem", Resûllerin, ya'nî bütün peygamberlerin "aleyhi ve aleyhimüs-salevâtü vet-teslimâtü vet-tehıyyât" efendisidir, büyüğüdür. Nerede kaldı ki, diğer insanlardan yüksek olmasın. Hâlbuki Îsâ ve Mûsânın "aleyhimesselâm", mertebe ve isti'dâdlarına göre zâtın tecellîlerinden nasîbleri vardır.
Nitekim Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma: (Ben Seni kendime [zâtım için] Peygamber seçdim.) [Tâhâ sûresi, 41.ci âyet-i kerîmesi] buyurdu. Îsâ aleyhisselâm ise, rûhullah ve kelimetullah olmakla, Resûlullah Efendimiz ile münâsebeti çokdur. Ammâ İrâhîm aleyhisselâm, sıfatların tecellîsine kavuşmuş olmakla berâber, keskin ve ileri gö-rüşlüdür. Zâtın tecellîsi makâmında bizim Peygamberimize "sallallahü aleyhi ve âlihi ve sellem" müyesser olan husûsî şân ve mertebe, İbrâhîm aleyhisselâma, sıfatların tecellîsi makâmında hâsıl oldu. Tabi'i ki aralarındaki isti'dâd göz ardı edilmiyecek. O hâlde bu bakımdan O, hazret-i Îsâ ve hazret-i Mûsâdan efdal [üstün] olur ve hazret-i Îsâ da hazret-i Mûsâdan efdaldir ve onun mertebesi hazret-i Mûsânın fevkındedir. Keskin görüşlü ve ayırıcı bakışlıdır. Onlardan sonra Nûh "aleyhisselâm" gelir. Nûh aleyhisselâmın makâmı, sıfatlar makâmında İbrâhîm aleyhisselâmın makâmından dahâ yukarıda ise de, İbrâhîm aleyhisselâmın o makâmda husûsî şânı ve keskin görüşü vardır ki, başkasında yokdur. Lâkin evlâd-ı kirâmının, Ona tâbi' olmak ve Ondan gelmekle, Onun makâmından da nasîbi vardır. Âdem aleyhisselâm ise, Nûh aleyhisselâmdan sonradır "alâ nebiyyinâ ve alâ cemî'ihimüs-salevâtü vetteslimât". Bu anlatdıklarımı bana Rabbim bildirdi ve keremi ile ilhâm eyledi. Her şeyin en iyisini Allahü teâlâ bilir.
|