Kelâm-ı Kibar
Muhammed aleyhisselâma tâm ve kusursuz tâbi olabilmek için, Onu tâm ve kusursuz sevmek lâzımdır. - İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh”
Vintage
Something Different for Joomla
| Mebde ve Me'âd: 54. Bölüm |
| Perşembe, 02 Ağustos 2007 | |
|
Okunma; 997 54. FIKRA: Rızâ makâmı, bütün vilâyet makâmlarının üstündedir. Bu yüksek makâmın ele geçmesi ise, sülûk ve cezbeyi temâmladıkdan sonradır. Eğer denirse ki, Allahü teâlânın Zâtından, sıfatlarından ve fi'llerinden râzı olmak vâcibdir ve îmânın kendisinde zâten vardır. O hâlde bütün mü'minler için, Allahü teâlâdan, sıfat ve fi'llerinden râzı olmak gerekdir. İş böyle olunca, sülûk ve cezbenin temâmından sonra hâsıl olur demenin ma'nâsı nedir? Cevâbında deriz ki, îmânın diğer esâsları gibi, rızânın da bir sûreti, bir de hakîkati vardır. Başlangıçda hâsıl olan sûretidir; nihâyetde ise hakîkatidir. Bir rızâsızlık olmayınca, şerî'atin zâhiri, rızâ hâsıl olmuşdur der. Aynen kalbin tasdîki gibidir. Tasdîki bozan veyâ gideren bir hâl bulunmadıkça, tasdîk ele geçmişdir denir. Bizim burada kasd etdiğimiz, rızânın hkîkatinin hâsıl olmasıdır, sûretinin değil. Her şeyin en iyisini Allahü teâlâbilir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
İlahi Arşivi |
Namaz Vakitleri |