Kelâm-ı Kibar

Gönlü kırık, zavallı ve garip birini görürsen, yarasına merhem ol! Onun yoldaşı ve yardımcısı olmaktan çekinme! Ahmed Yesevî "Rahmetullahi Aleyh"

Vintage

Something Different for Joomla

Mebde ve Me'âd: 60. Bölüm[Son]
Perşembe, 02 Ağustos 2007
Okunma; 848

Image60. FIKRA: Allahü teâlâ misli olmakdan münezzehdir. Nitekim Kur'ân-ı kerîmde, (Misli gibi bir şey yokdur) buyurulmuşdur. Ammâ misâli olabilir demişlerdir. Meseli [benzeri] olmaz buyurmuşlardır. Nitekim âyet-i kerîmede, (En yüksek meseller [sıfatlar] Allahındır) buyuruldu.


Sülûk erbâbı ve keşf eshâbına misâl ile tesellî veriyorlar ve hayâl ile râhatlık bahş ediyorlar. Bîçûnü çûn misâli ile gösteriyorlar. Vücûbü imkân sûretinde ortaya koyuyorlar. Çâresiz sâlik, misâli, misâlin sâhibinin aynısı, sûreti, sûret sâhibinin kendisi zan ediyor. Bu yüzden Hak sübhânehü ve teâlânın ihâtası sûretini eşyâda görüp, o ihâtanın misâlini âlemde müşâhede ediyor ve zannediyor ki, müşâhede edilen Hak sübhânehü ve teâlânın hakîkî ihâtasıdır.


Hâyır, böyle değildir. Allahü teâlânın ihâtası da bîçûn ve bîçigûnedir ve müşâhede edilmekden münezzehdir ve kimse onu keşf edemez. inanırız ki, Allahü teâlâ her şeyi muhîtdir [kuşatmışdır], ammâ Onun ihâtasının ne ve nasıl olduğunu bilmeyiz. Bizim bildiğimiz o ihâtanın misâli ve benzeridir. Allahü teâlânın kurbu ve mâiyyeti de böyle olup, onlardan mekşûf ve meşhûd olan, benzeri ve misâlidir, hakîkati değildir; belki bunların hakîkatları hâsıl olduğu bilinemeyen mertebededirler. Allahü teâlânın karîb [yakın] olduğuna ve bizimle olduğuna inanırız. Ammâ yakınlığının ve berâberliğinin hakîkatini bilmeyiz. Belki de Resûlullahın hadîs-i şerîfinde gelmiş olan, (Rabbimiz güler gibi tecellî eder) ifâdesinin ma'nâsı, misâlinin sûreti i'tibâriyledir. Zîrâ rızânın en yüksek derecesi, misâlde güler gibi sûreti ile şekllenir. El, yüz, ayak, parmak kelimelerinin Hak teâlâ tarafından kendine nisbet edilmesi de, misâli sûret i'tibâriyle olur. Rabbim bana böyle bildirdi. (Allahü teâlâ dilediğini rahmetine mahsûs kılar; O büyük ihsânlar sâhibidir.) Ve sallallahü teâlâ alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sellem ve bârek.


61. FIKRA: Bu yazıları yazanın, ahvâl, mevâcid, ilm ve ma'rifetleri beyânındaki ifâde ve yazılarında, birbiriyle uyuşmayan ve çatışan bir şeyler anlaşılırsa, vaktlerin ve vaziyyetlerin ayrı ayrı oluşuna haml etmelidir.


Zîrâ ahvâl ve mevâcidin vakti ayrıdır ve her vaziyyetin ilm ve ma'rifetleri başka başkadır. O hâlde aslında uyuşmamak ve çatışmak yok demekdir. Ya'nî bunlar da şerî'atdeki hükmler gibi olup, neshden ve tebdîlden sonra uyuşmaz ve çatışır görünürler. Ammâ vaktlerin ve durumların ayrılığı göz önüne getirilirse, o uyuşmazlık ve çatışma kalkar. Bunda Allahü teâlânın hikmetleri ve nice fâideleri vardır. O hâlde kabûlden uzak olma. Ve sallallahü teâlâ alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sellem ve bârek.


Bu fevkal'âde güzel ve eşsiz kitâbı toplayan bu za'îf kul, Hidâye lakablı Muhammed Sıddîk Bedahşî Kişmî derim ki, (Mebde ve Meâd) ismi ile bilinen bu yüksek ve şerefli ma'rifetlerin yazılmasını, 1019 [m. 1610] senesi Ramezân-ı şerîf ayının sonlarında i'tikâfda iken bitirdim.


---Son---


Buraya kadar eklediğimiz Mebde ve Me'ad kitabının Word belgesi halinda hazırlanmış dosyasını BURADAN bilgisayarınıza indirebilirsiniz. PDF formatındaki halini ise Hakikat Kitabevi sitesinden edinebilirsiniz.

 
< Önceki

İlahi Arşivi

Namaz Vakitleri

Joomla Templates by JoomlaShack