Eki 23 2007
Birinci Kâide: Vaftîz Olmak
Salı, 23 Ekim 2007
Okunma; 171

Bilindiği üzere İncîl yazarlarından Luka, İncîlde Îsâ aleyhisselâmın, “Her kim vaftîz olursa Cennete girecek, vaftîz olmayan kimse ebediyyen Cehennemde kalacakdır” dediğini nakl etmekdedir. Bunun için, hıristiyanlar vaftîz olunmadıkca Cennete girmenin imkânsız olduğuna inanırlar.

Onlara soralım ki: İbrâhîm, Mûsâ, İshak, Ya’kûb ve diğer bütün Peygamberler “aleyhimüsselâm” Cennet ehli değil midirler? Elbette Cennet ehlidirler, diyeceklerdir. Bunlardan vaftîz olan olmadığına göre, nasıl Cennet ehli olabilmişlerdir? O zemân şöyle cevâb verirler: Onların sünnet olmaları, vaftîz yerine geçmişdir. Hazret-i Âdem, hazret-i Nûh ve zürriyyetine ne diyeceksiniz diye sorarsak, kat’iyyen buna cevâb veremezler. Onlar ne sünnet, ne de vaftîz olmuşlardı. Hâlbuki, kendi İncîllerinizin açıklaması ve âlimlerinizin ittifâkı ile bunlar Cennet ehlidirler.

Herkes şunu iyice bilmelidir ki, bu vaftîz usûlü hıristiyanların, Allahü teâlâya ve Peygamberlere “aleyhimüsselâm” iftirâ olarak İncîllerinde uydurdukları şeylerdendir.

Vaftîz şöyle yapılır: Her kilisede mermerden, yâhud kefeki taşından bir havuz vardır. Papaz o havuzu su ile doldurur. Üzerine İncîlden biraz bir şey okur. İçine hayli mikdârda tuz ve biraz da pelesenk yağı atar. Vaftîz olacak kimse, eğer sonradan hıristiyan olmuş yaşlı bir kimse

ise, onun vaftîzine kendi zanlarına göre, Allahın huzûrunda şehâdet etmek üzere, papazla berâber ba’zı ileri gelen hıristiyanlar toplanır. Havuzun yanına gelirler. Papaz, hıristiyan olacak adama: Ma’lûm ola ki, hıristiyan olmak için, Allaha üçden biri olarak inanmak, vaftîzsiz Cennete girmenin mümkin olmadığına, Rabbimiz Îsâ, Allahın oğlu olup, anası Meryem karnında etleşmiş olmakla kendisi hem ilâh, hem insan, ya’nî babası cevherinden ilâh ve annesi cevherinden insan olduğuna, çarmıha gerilip, ölüp defn olundukdan üç gün sonra, dirilerek kalkıp semâya çıkıp, babasının sağ tarafında oturduğuna, kıyâmet günü halk arasında hâkim olacağına inanmak ve îmân getirmekdir. Sen bunların hepsine îmân etdin, değil mi, der.

Hıristiyan olacak şahs “Evet” deyince, papaz o havuzun suyundan bir avuç alır, o adama saçar ve, işte ben seni baba, oğul ve rûh-ül-kuds nâmına vaftîz, ya’nî takdîs ve tathîr etdim, der. Sonra bir mendil ile saçdığı suları siler. Bu sûretle vaftîz biter. Adam hıristiyan olmuş olur.

Çocukların vaftîzi de şöyledir: Hıristiyan çocukları doğduklarının sekizinci günü vaftîz edilirler. O gün babaları onları alıp, kiliseye götürür. Papazın önüne bırakırlar. Papaz çocuğa, yukarıda bahs edilen inançları ihtivâ eden sözlerle hitâb eder. Anne ve babası da çocukları adına “Evet” derler. Bu şeklde vaftîz yapılan çocuğu ana-babası alıp giderler. Çocuk, hıristiyan olmuş sayılır.

İşte vaftîz olmanın usûl ve şekli bundan ibâretdir.

Bilmelidir ki, papazların kilise havuzlarına senelerce evvel koydukları hâlde, bozulup kokmayan sular vardır. Buna, hıristiyanların avâm takımı hayret ederler. Onlar bu hâli, papaz ile kilisenin bereket ve kerâmetinden olduğuna inanırlar. Bilmezler ki, suyun bozulup, kokmaması, tuzun çokluğu ile pelesenk yağındandır. Papazlar onu gece yâhud halkın görmeyeceği bir zemânda yaparlar ki, bu da papazların hîle ve desîselerinden biridir.

Ben de câhiliyyetim zemânında bu vaftîz âyininde bulundum ve bu işi ben de yapdım. Birçok adamı vaftîz etdim. [Abdüllah Tercümân.]

Allahü teâlâya hamd olsun ki, beni hak yola kavuşdurdu. Hakîkati gösterdi. Muhammed aleyhisselâmın bereketiyle zulmetden nûra çıkardı.


 
< Önceki   Sonraki >
eXTReMe Tracker