Okunma; 145
YEDİNCİ KISM
Papazların Îsâ aleyhisselâm hakkında uydurdukları yalanlar ve bu husûsda kendilerini yalancı duruma düşürdükleri hakkındadır:
Luka İncîlinin yirmiikinci bâbında, Îsâ aleyhisselâmın havârîlere hitâben: “şeytân sizin îmânınızın bozulmasını ister”, der. Sonra onlardan Petrusa dönerek: “Ben babamdan senin îmânının şeytân tarafından bozulmamasını temennî ederim” dediğini ve Îsâ aleyhisselâmın bu sözünden birkaç gün sonra Petrusun Îsâ aleyhisselâmı inkâr etdiğini ve havârîler içinde ondan başka mürted (dinden dönen) bulunmadığını, açıklamakdadır.
şunların perîşân hâllerine ve düşdükleri tenâkuzlara bir bakın! Îsâ aleyhisselâm, havârîlerinden birinin îmânının bozulmaması için düâ eder de, bu kimse sonra nasıl münkir ve mürted olup, îmândan çıkar? Acabâ Peygamberler için haber verdiklerinden vazgeçmeği veyâ yalan söylemeği lâyık mı görüyorlar? Peygamberi medh etmek isterken, düşdükleri bu tenâkuzları fark etmiyecek kimse bulunabilir mi?
Bütün bunlar, hıristiyanların Îsâ aleyhisselâm hakkında sonradan uydurdukları yalan ve iftirâlardır. şunu kat’i olarak söyliyebiliriz ki, Îsâ aleyhisselâm bu sözlerden hiç birisini söylememişdir. Bütün bu noksanlardan Onda yokdur.
Yuhannâ İncîlinin beşinci bâbında: hazret-i Mesîhin yehûdîlere, Ben size şu husûsu kat’i olarak ifâde etmek isterim ki, oğul kendisi bir şey yapmağa kâdir olamaz. Meğer, babanın yapdığını görmüş olması lâzım, dediğini nakl etmişdir.
Biz biliyoruz ki, Îsâ aleyhisselâm yemek yimiş ve su içmişdir. Hâlbuki hıristiyanların babası dedikleri zâtdan, ya’nî Allahü teâlâdan böyle bir şeyin vukû’unu görmemişdir. Çünki, Allahü teâlâ, yimek ve içmek gibi beşerî ihtiyâclardan münezzehdir.
Diğer üç İncîlde bu husûs kaydedilmemişdir.
Yuhannâ İncîlinin onyedinci bâbında, Îsâ aleyhisselâmın, vefâtından önce, Allahü teâlâya, “Yâ Rabbî! Biliyorum ki, sen benim düâlarımı dâimâ kabûl edersin. şimdi senden niyâz ederim ki, benim şakirdlerimi dünyâ ve âhıretde her şeyde kurtuluşa erdiresin” demiş olduğunu kaydetmişdir. Bütün hıristiyan âlimlerinden tevâtüren nakl edilen bir habere göre, Îsâ aleyhisselâmın talebelerinin çoğu kılıçla öldürülmüş, ba’zısı da derisinin yüzülmesi gibi çeşidli işkencelerle can vermişlerdir.
Allahü teâlânın Peygamberi Îsâ aleyhisselâm Allahü teâlâdan, havârîlerinin dünyâ ve âhıretde kurtuluşa ermelerini niyâz ediyor. Onlar, böyle elemlere ve çirkin ölümlere düçâr oluyor. Ne kadar gülünç bir iddi’âdır. Bu husûsu Yuhannâ, Îsâ aleyhisselâm hakkında yalan olarak söylemiş, diğer üç İncîl sâhibleri, Îsâ aleyhisselâmın böyle bir düâsı olduğu ile alâkalı olarak, İncîllerinde hiçbir şey yazmamışlardır.
Yine Yuhannâ İncîlinin onbeşinci bâbında, Îsâ aleyhisselâm, “Eğer ben onlara benden evvel kimsenin göstermediği mu’cizeleri göstermemiş olsaydım, onların bana îmânlarının azlığından dolayı günâhları olmazdı” dedi, yazılıdır. Îsâ aleyhisselâmın böyle bir söz sarf etmesi mümkin değildir. Çünki kendinden evvel gelen Mûsâ aleyhisselâm, çok sayıda büyük mu’cizeler göstermişdir. Hazret-i Elyesa’ da ondan evvel gelmişdir. Hattâ Îsâ aleyhisselâmın mu’cizeleri derecesinde mu’cizeler göstermişdir. Îsâ aleyhisselâmın, ben kendimden evvel kimsenin gösteremediği mu’cizeleri gösterdim; dediği tasavvur edilemez. Bunu da Yuhannâ uydurmuş ve diğer üç İncîli yazanlar ise, böyle bir şeyden bahs etmemişlerdir.
Markos İncîlinin üçüncü bâbında, hazret-i Mesîhin, “Her kim benim için evi, bağçeleri, tarlaları veyâ evlâd ve akrabâlarını terk ederse, o kimse dünyâda terk etdiği şeyin yüz katını ve âhıretde Cenneti alır”, dediğini nakl eder.
Matta İncîlinin ondokuzuncu bâbında, o adam terk etdiği şeylerin yüz katını alır ve Cennet onun olur dedi, deyip, dünyâyı kayd etmemişdir.
Luka İncîlinin onsekizinci bâbında, dünyâda terk etdiği şeylerden çoğunu ve Cenneti alır, diye kaydetdiği hâlde; Yuhannâ bunlardan hiçbirinden bahs etmemişdir. Bu da Îsâ aleyhisselâm hakkında uydurulan açık bir yalandır. Çünki pek çok kimseler, Îsâ aleyhisselâm uğruna ve birçok ev, bağçe ve ticârethânelerini terk etmişler ve terk etdikleri şeylerin ne yüz katına ve ne de ona yakın bir mikdârına sâhib olamamışlardır. Aslında Îsâ aleyhisselâm böyle bir şey söylememişdir.
Matta İncîlinin ondokuzuncu bâbında, Ferisîler hazret-i Mesîhe, “İnsanın karısını küçük bir kabahatinden dolayı boşaması halâl olur mu?” diye sorduklarında, hazret-i Mesîh onlara, “Tevrâtda okumadınız mı ki, erkeği ve dişiyi yaratan Allah, “İnsan, kadın için anne ve babasını terk eder ve eşiyle birleşerek ikisi bir vücûd olur” demişdir” diye cevâb vermişdir.
Bu da Îsâ aleyhisselâm ve Tevrât hakkında bir iftirâdır. Çünki bu çirkin sözü Allahü teâlâ söylememişdir. Ancak, Peygamberlerin kitâblarında Âdem aleyhisselâmdan başka bir hikâye nakl edilmişdir. şöyle ki: Allahü teâlâ, hazret-i Havvâyı Âdem aleyhisselâmın kaburga kemiğinden yaratınca, Âdem aleyhisselâm uyanıp, onu yanında eş kılığında gördü ve
“Bunun için insan, anne ve babasını terk edip, zevcesiyle bir vücûd olur” dedi.
Îsâ aleyhisselâmın, Mattanın bahs etdiği sözü, Tevrâta nisbet etmesi düşünülemez. Tevrât ve İncîli ezbere bildiği gibi, Allahü teâlâ tarafından kendisine bildirileni teblîg etmişdir. Matta, burada da Îsâ aleyhisselâma yalan ve iftirâda bulunduğu gibi, diğer İncîl sâhiblerine de muhâlefet etmişdir.[1]
Yuhannâ İncîlinin üçüncü bâbında, Îsâ aleyhisselâm göğe ancak oradan iner çıkar dedi, şeklinde yazmışdır. Bu da bâtıl inançların bir başkasıdır. Çünki İdrîs ve İlyâs Peygamberlerin göğe çıkdıkları Tevrâtda yazılıdır. Hâlbuki adı geçen iki Peygamber yere gökden inmemiş ve göğe çıkıncaya kadar yeryüzünde yaşamışlardır. İncîlde Îsâ aleyhisselâmın da göğe çıkdığı yazılı olup; o da oradan inmemişdir. Bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm da, Mi’râc gecesinde göğe çıkmış, sonra tekrâr yeryüzüne inmişlerdir.
İşte burada da Yuhannâ, Îsâ aleyhisselâm hakkında yalan söylemiş, diğer üç İncîl yazarı ise, bunu nakl etmemişlerdir.
Hıristiyanlar, Îsâ aleyhisselâm bunu söylemiş ama, ondan ancak rûhları kasd etmişdir, derler.
Buna verilecek cevâb gâyet basitdir: Bu iddi’â, Tevrât ve İncîle açıkca aykırı düşer. Çünki bu kitâblarda, göğe çıkan Peygamberlerin bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm gibi, rûh ve cesedleriyle berâber çıkdıkları yazılmışdır.
Eğer Îsâ aleyhisselâm, o sözden, cesedleri ölüp de, vefâtı zemânında meleklerin alıp göğe çıkardığı insan rûhlarını kasd etmişdir, derlerse, bunun cevâbı da gâyet kısadır: Bu bir ihtimâldir ve delîl ile hükmden düşer. Hâlbuki lafzlarda asl olan umûmîlik ve hakîkatdir. Meğer ki, delîllerle hilâfı isbât edilmiş olsun. Kâşrlerin rûhları göğe çıkmayıp; en aşağı tabakalara iner.
Matta İncîlinin yirmibirinci bâbında, Îsâ aleyhisselâm, havârîlerle giderken acıkdı. Yolun kenârında bir incir ağacı gördü. Ağaca doğru yönelip, üzerinde yemiş bulamayınca, ağaca beddüâ etdi. Ağaç derhâl kurudu, der.
Markos da, İncîlinin onbirinci bâbında bu haberi hikâye edip ve üzerine bir de o zemânın incirin meyve verdiği vakt olmadığını ilâve etmişdir.
Böyle vaktsiz incir toplamayı, değil Îsâ aleyhisselâm, çocuklar ve delîler bile yapmaz. Bir de ağacın herhangi bir kimsenin malı olup olmadığı husûsu, açıkca bilinmiyor. Îsâ aleyhisselâm, başka bir kimseye âid olan ağaç için beddüâ etmez ve onun kurumasına sebebiyyet vermez. Onu bu gibi küçüklüklerden tenzîh ederiz.
Eğer ağacın meyvesinden herkesin yimesi mubâh idi ise, o hâlde bile halkın fâidelendiği bir ağacın kuruması için, Îsâ aleyhisselâmın beddüâ edeceği yine düşünülemez. Bütün Peygamberler “aleyhimüsselâm” menfe’at ve maslahat için gönderilmişdir. Mahlûkâta zarar ve fesadlık vermek için gönderilmemişlerdir. Matta ve Markosun yalanlarını burada da meydâna çıkarmış olduk.
[1]Bu yanlışdır. Yanlışlık da Tevrâtın latinceye olan tercemesi ile nasrânî dilininhâricinde olan tercemelerdedir. Çünki bu söz Âdem aleyhisselâmın sözü olarak geçmişdir. Fekat ibrânîcedir. Benî İsrâil âlimleri ise, bu söz Tevrâta nisbet edilir ve doğrudur demişlerdir.
|