Kelâm-ı Kibar
Dilde güzellilik ve tatlılık, akılda olgunluk olmalıdır. İmâm-ı Takî "Rahmetullahi Aleyh"
Vintage
Something Different for Joomla
| İsrail'in Saldırılarının Perde Arkası |
| Pazar, 30 Temmuz 2006 | |||
Okunma; 694 İsrail'in Gazze ve Lübnan'da tek kelime ile haksız ve vahşet kelimesinin bile zayıf kaldığı insanlık dışı devlet terörü neticesi ölenlerin sayısı 500'ü aşmış, yaralılar binlerle ifade edilmektedir. 500 bin kişi evsiz kalmıştır.
Her iki tarafında alt yapı tesisleri liman, havaalanı, yollar, köprüler, depolar, su ve elektrik ve haberleşme tesisleri enkaz haline gelirken; yüzbinlerce kişi Lübnan'ı terk etmiştir. Bu bir savaştır. Ve Haçlı Savaşıdır. Bu savaşın perde arkasını ve temelinde yatan gerçekleri kamuoyuna arz etmek dış politika yazarlarının görevidir. SALDIRI DAHA ÖNCE PLANLANMIŞTIR Bu saldırı 2000 yılında hazırlanan planın icrasıdır. Bu planı Richard Perle (Karanlıklar Prensi) hazırlamışdır. Şu anda Dünya Bankasının başkanıdır. Ve Irak işgalinin mimarı Douglas Feith, David Wormser, şu andaki ABD Başkanı Bush'un yardımcısı Dick Cheney, James Colbert, Charles Fairhanks, Jr. Robert Loewenberg, Jonathan Tonop, Meyrav Wurmser hazırlayıp imzaladılar. Ve plan "İnstitude for Advenced Strategie and Politicial Studies" isimli kuruluş tarafından yukarıdaki kişilere havale edilerek hazırlandı. Planın hedefi "2000'e doğru İsrail'e yeni bir strateji" planın ismi ise "A. Clean Break" (Köklü Kopuştur) Bu rapor o tarihte İsrail başbakanı olan Benjamin Netenyahu'ya teslim edildi. Bu teferruatlı planın ana hedefi barış yolu tamamen terk edilerek savaş yolu istenmesiydi. Netenyahu'nun yapamadığını şu andaki İsrail Başbakanı Ehud Olmert yapmaktadır. Aslında Olmert Genelkurmay Başkanının bir nevi esiri yada gölgesidir.
Dizginler Genelkurmay Başkanının elindedir. Bu raporda Türkiye ile ilgili bölümler vardır. Temennimiz ilgililer bu raporu okurlar. Raporda Fas'tan Endonezya'ya kadar 22 İslam ülkesini işgal, ABD uşağı iktidarları işbaşına getirme ve Irak, İran, Suriye, Türkiye, Pakistan ve S. Arabistan'ın bölünmesi vardır. Petersburg Zirvesinde Rusya Devlet Başkanı Putin, ABD Başkanı Bush'a açıkça "ABD ve müttefiklerinin İran'a yönelik Haçlı Seferi ve kutsal savaşında yer almıyacağız" demiştir. Gazze ve Lübnan ne ilk ne de sondur. Türkiye dahil 22 İslam ülkesi işgal, bölünme, ABD yanlısı iktidarlarla haritaların değişmesi, ABD ve İsrail kuklası yeni küçük ülkeler kurularak dünya petrol rezervinin yüzde 70'ine sahip Ortadoğu ABD- İngiliz- İsrail şer güçlerinin esareti altına alınacaktır. Bu plan gereği 22 ülkenin siyasi, iktisadi, askeri ve manevi güçlerini felç edilecektir. 24 Mart 2006 tarihli Le Monde gazetesinde Corine Lesnes "ABD'nin İsrail'e şartsız desteğinin her zaman Amerikanın milli menfaatlerine hizmet etmediği tam tersine çoğu zaman ABD'nin menfaatlerine zarar verdiği ABD kamuoyununda bildiğidir. Ama İsrail ABD'yi ve Bush iktidarını rehin almıştır."
ABD'de çıkan Bush iktidarına yön veren "Financial Times"in 16 Temmuz 2006 tarihli sayısında William Kristol "her şeyin sorumlusu İran" başlıklı yazısında: "Ortadoğu'da bölgesel bir savaşa değil, radikal İslamcılığa karşı küresel topyekün bir savaşa da odaklanmalıyız." Radikal Müslüman yada radikal İslamdan maksat şudur: ABD'nin hegomanyasına ve Batı medeniyetine karşı olup, İslami değerlerin, İslam medeniyetinin üstünlüğünü savunan herkes radikaldir. Ilımlı İslam ise İslamı Protestanlaştırarak Allahü teâlâ'nın istedikleri değil ABD'nin istediği İslamdır. ABD'den Filistinli, Lübnanlı ya da diğer Müslümanlara merhamet beklemek akrepten bal yapmak kadar gayri tabidir. ABD devletinin ahlak anlayışı buna müsait değildir. Nitekim ABD'nin Birleşmiş Milletler Temsilcisi John Bulton'a göre: "İsrail'in Gazze ve Lübnan'da yaptığı operasyonlardaki sivil Müslüman kayıplarla, İsrail'de hain terör eylemleriyle öldürülen İsrailliler ahlaken eşit tutulamaz." Ron Jacobb'un 29.6.2006 tarihli yazısında "Counter- Punch sitesi" "Asıl düşündürücü olan nokta Amerikan ve İsrail halklarının çoğunluğunun üstelikte terörü yok etmek gibi masumane bir bahane olduğu için kendi ülkelerinin liderlerinin işledikleri cinayetleri coşkuyla destekliyor olmalarıdır." İSRAİL'İN ZİHNİYETİ
Dünyanın en güçlü ordusu bizdedir. Bizi kimse yenemez. Biz istediğimizi istediğimiz yerde ve şekilde yaparız; kültürü ile yetişen İsrailliler Hamas karşısında başaramadıklarını, Lübnan'da deniyorlar. Lübnan'ı enkaz haline getirerek Hıristiyanları ve ABD yandaşlarını Hizbullah'a karşı ayaklandırmak istediler. Daha önce Mossad'ın Filistinli casusları Hariri'yi öldürdüler ve Suriye ordusunun Lübnan'dan çıkmasını temin ettiler. Lübnan'da iç savaş çıkaramadılar ama Lübnan'ı güçsüz bıraktılar. İsrail ve ABD farkında değil rüzgar bunların aleyhine esiyor. Zaman ise bu şer güçlerin aleyhine işliyor. Hamas ve Hizbullah'ın tek başarısı İsrail ve ABD'ye nefreti zirveye tırmandırdı. Bir gün ABD ve İsrail Türkiye'nin kapısını çalarak arabuluculuk için istekte bulunacaktır. Hamas ve Hizbullah Arap ülkelerinden umudunu kesmiş ve Türkiye'ye yöneltmiştir. Filistinliler ABD gibi AB'de de güvenliğini kaybetmiştir. Avrupa Birliği Dışişleri Sözcüsü Emma Udwin'e Avrupalı gazeteciler şu soruyu yönelttiler: "AB, Hizbullah ve Filistinlileri (Hamas'ı) kınarken İsrail'i kınamıyor. Neden sadece sükünet çağrısı yapıyor?" ABD gibi AB'de İsrail'in rehinesidir. Birleşmiş Milletler son katliamda İsrail'i kınamada sınıfta kaldı. Aşırı güç kullanmak tabiriyle İsrail'in yanında yer aldı. Çünkü BM'de siyonizmin emrinde ve İsrail'in bir nevi yan kuruluşudur.
Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi Ord. Prof. Dr. Richard Falk'a göre: "Tarihin unutmaması gereken şey, Birleşmiş Milletleri iki halk için onlarca yıldan bu yana kalıcı adil bir çözümün bulunması konusunda özel bir sorumluluğunun bulunduğudur. Bu süreçte Birleşmiş Milletler İsrail'in yanında yer alan jeopolitik güçlere boyun eğerek büyük başarısızlığa uğramıştır." HAMAS VE HİZBULLAH DİRENİŞÇİDİR BAĞIMSIZLIK SAVAŞÇISIDIR Amerikan Beyrut Üniversitesinde Sosyal Psikoloji Öğretim Görevlisi Charles Harb 17 Temmuz 2006 tarihli The Guardian (İngiltere) çıkan makalesinde İsrail'in Gazze ve Lübnan'a saldırılarının gerçek yüzünü teşhis etmektedir. Ve Hizbullah ile Hamas'ın direnişinin meşru olduğunu açıkça ifade etmektedir. Ve İsrail saldırısının S. Arabistan, Mısır, Ürdün, ABD ve İsrail tarafından gizli bir anlaşma neticesi olduğunu açıkça dile getirmektedir. Profesör Dr. Charles'e göre bu savaş yalnız İsrail'e değil ABD'nin uydusu Arap ülkelerine karşıdır. Ve ABD Ortadoğu'ya demokrasi getirmekten vazgeçmiştir. Filistin, Kuveyt ve Mısır seçimlerinde Müslümanlar kazançlı çıkmıştır. Yakın tarihte, ilk defa, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, İsrail ve ABD'nin çıkarları, Hizbullah'ı ve Hamas'ı ezme konusunda gizli bir ittifaka dönüşerek anlaşmıştır. Bu ülkelerden son yaşanan olaylara verilen tepkiler, Hizbullah'ı ve Hamas'ı etkisizleştirme konusunda ortaklaşa ve işbirliği yapılarak hareket edildiğini net bir şekilde gözler önüne seriyor. ABD'li Albay Ralph Peters'a ait ABD Silahlı Kuvvetler Dergisinde yayınlanan bir makalede, Ortadoğu'da istikrarsızlıkların en önemli sebebinin, Avrupalıların gelişi güzel çizdikleri sınırlar olduğu belirtilerek azınlıkların durumuna göre, sınırların yeniden çizilmesi gerektiği ifade edilmiş ve Türkiye, Irak ve diğer bazı Arap ülkelerini parçalayarak; yeniden düzenleyen bir harita eklenmiştir.
Sakın bu görüş ABD'li albaya aittir denmesin. Bu harita ABD ve AB'nin dışişleri bakanlarının duvarlarında yıllardır asılıdır. Ve bu haritada Doğu Anadolu'nun ve Güneydoğu Anadolu'nun Ermeni ve Kürtlere verildiğini görüyoruz. Türkiye'nin BOP ortağı olması son derece tehlikelidir. 20 yıl önce yazılarımda İslam Dünyası 100 ve Arap Dünyası 40 ülkeye bölüneceğini yazmıştım. Silahlı Kuvvetler Dergisindeki haritada (Türkiye- İran- Suriye- Irak'tan alınmış topraklar üzerinde) Kürdistan, Büyük Ermenistan, Sünni Irak, Şii Arap Irak, Büyük Ürdün (Filistinlilerin elindeki topraklarla S. Arabistan'ın bazı toprakları) Mekke ve Medine'yi içine alan kutsal İslam Devleti Belucistan yeni devletler arasında yer almaktadır. Dergide "Bulgaristan'dan Japonya'ya kadar uzanan bölgede en Batı yanlısı ülke olacaktır." Esasen Büyük Ortadoğu Projesi Fas'tan Endonezya'ya kadar 22 İslam ülkesini ABD'nin emrinde sözde bağımsız ülke yapmaktır. (Armed Forces Journal) daki harita Bush hükümetinin hedefidir. Kutsal İslam Devleti Vehhabilerin elinden alınacaktır. Osmanlıya ihanet eden ve İngilizlere şu anda da ABD'nin emrindeki Suudi Arabistan tarafından kullanılıp sıkılan limon gibi çöpe atılacaktır. Vaktiyle Saddam'ı da saray darbesi ile iktidara CIA getirmiş idi. Şimdi ise yargılıyorlar. Azerbaycan'ın ve Yemen'in toprakları genişletiliyor.
(ABD- İngiltere- İsrail) terörist ve saldırgan üçlü çete Ortadoğu'nun haritasını yeniden çizmek istiyor. Gelecekte İsrail'in ortadan kalkacak ve ABD 1 milyon askerinin cesedini bırakıp tarihin en büyük hezimetinin zehirini tadarak ülkesine dönecek ve ABD süper güç imajı sona erecektir. Dünya, ABD'nin askeri gücünü kullanarak şekillendirdiği tek taraflı sisteme daha fazla dayanamayacaktır. ABD'ye nefret giderek artmaktadır. Dünyanın her köşesinde yapılan anketlere göre ABD'den duyulan rahatsızlık sürekli artıyor. "Pew Küresel Yaklaşımlar Araştırması"ABD'nin sevilmediğini ortaya koymuştur. CIA'da geçmişte görev yapan Graham Fuller'e göre dünyanın büyük çoğunluğu ABD'nin iyilik, özgürlük ve demokrasi yaydığına inanmıyor. Büyük Ortadoğu Projesini Türkiye yeniden gözden geçirmelidir. Yıllarca yazdık Büyük Ortadoğu Projesi= Büyük İsrail Projesidir. Ve bu hedefe varmak için İslam Dünyasına (Boynunu kır- omzunu parçala) uygulanmaktadır. Büyük Ortadoğu projesi= kan- gözyaşı- vahşet- işkence ve ölümdür. The Washington Post yazarlarından Robin Wright makalesinde İsrail saldırılarının "ABD- İsrail ortak stratejisi" olduğunu açıkça belgelere dayanarak ifade etmektedir. Soğuk Savaş sona erince ABD'nin dünya hakimiyeti için yeni bir düşman gerekiyordu. Yeni düşman İslamiyet ve Müslümanlardır. Radikal İslam ise bu emperyalist güce göre ABD hakimiyetini ve Batı Medeniyetini kabul etmeyen Müslümanlardır.
ABD'nin seküler küresel sistemi önünde tek engel İslamiyettir. İslamın geçmiş asırlarda olduğu gibi tarih sahnesine çıkmasını önlemek için Büyük Ortadoğu Projesi hazırlanmıştır. İslamiyet Asr-ı Saadetten bu yana farklı kültür ve dinleri barış içinde idare etmiş ve adeta kucaklamıştır. ABD- İngiltere- İsrail şer güçleri doğrudan doğruya savaş açmaya göze alamaz. Terörle savaş maskesi altında İslamiyete ve Müslümanlara karşı savaş açmıştır. Ve bu savaş post modern Haçlı Savaşıdır. Rusya Zirvesinde Putin Bush'ai açtığınız Haçlı Seferinde bizim yerimiz yoktur demiştir. Asıl terörist ABD ve İsrail ve onlara destek verenlerdir. Filistin ve Lübnan'daki katliam kendini savunma maskesi altında süper terörizmdir. Bu saldırılar ne ilk ne de sondur. Fas'tan Endonezya'ya kadar (Türkiye başlıca hedef) İslam ülkeleri idarecileri iktidarları ABD'nin uşağı ve halkı ise bu şer güç karşısında sininceye kadar bu savaş devam edecektir. Aslında New York Ticaret Merkezi saldırısını ABD'nin bazı güçleri organize ettiler. İlim adamlarına göre uçağın çarpması ile bütün bina yıkılamaz. Binaya patlayıcılar yerleştirildi. Uçak çarpınca uzaktan kumanda ile bina yıkıldı. Bu muhtelif ülke bilim adamlarının ortak görüşüdür. Bu arada İran, Suriye, Lübnan, Mısır, Sudan'da (tabi Türkiye başta olmak üzere) en az 3- 5 küçük ülkeye bölünmesi Büyük Ortadoğu Projesinin nihai hedefidir.
ARAP DÜNYASI Bu saldırılarda başta Mısır ve S. Arabistan olmak üzere bazı Arap ülkeleri ABD ve İsrail ile gizlice bu saldırıyı planlamışlardır. Mısır gazetesi Vefd yazarı Ahmed Avde istediği kadar "Arap liderlerin sessizliği çileden çıkarıyor" diye feryat etsin. Bu feryat Arap Dünyasının içler acısı halini özetliyor: Arapların bugünkü halini nasıl ifade edeyim bilemiyorum. Araplar hariç tüm dünya ayakta. Onlar sanki öldürücü suskunluğu seçmiş. Üstelik Filistin, Irak, Afganistan ve Sudan'da, yani kendi bölgelerinde yaşananlara rağmen...
ABD IRAK'TA İŞGALCİ BÖLÜCÜ VE İŞKENCECİDİR Yazar Anthony Arnove'ye göre: "Irak'tan derhal ve ön koşulsuz, hemen şimdi çekilmeliyiz. Bu kararı savaşı başlatan ve savaşın sürmesinden çıkarı olanlara bırakmamalıyız." Şu anda ABD iktidarı son derece zengin kişilerin elindedir. Geçmişte petrol ve silah şirketlerinin ortağı ve idarecisi idiler. Ve bu menfaat gizlice devam ediyor. Arnove, "Irak'tan Çekilmenin Mantığı" kitabına göre "Irak kitle imha silahları olduğu için değil olmadığı için vuruldu." Yine yazara göre Irak, Filistin ve Lübnan savaşının temelinde sınıf çatışması var.
ABD'deki küçük bir elit tabaka savaştan, petrolün kullanılmasından ve çevresel tahribattan faydalanıyor. Bunun için savaşı başlatan bu isimlerin savaşı bitirmeye karar vermelerini beklemek büyük bir tezaddır. Bu savaşlar bazı şirketlerin menfaatı için bu şirketlerle içli dışlı olan siyasilerce çıkarılmaktadır. Irak'ta ölen ABD askeri 2 bin olduğunda Bush bu şirketlerin menfaatının devamı için "Asla geri çekilmeyeceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz. (ortaklarımızın menfaatleri için) Tam zaferden daha azına asla razı olmayacağız" demiştir. Vietnam'da Nixon, Kenndy ve Johnson aynı şeyleri söylemişlerdi. Anthony Arnova'ya göre ABD'nin Irak'tan çekilmesi için 8 sebeb var.1- ABD ordusunun Irak'ta kalmaya hakkı yoktur. 2- ABD Irak'a demokrasi getirmiyor. 3- ABD Irak'ı işgal ederek dünyayı daha güvenli kılmıyor. 4- ABD Irak'ta iç savaş çıkmasını önlemiyor aksine teşvik ediyor. 5- ABD Irak'ta kalarak terörizmle mücadele etmiyor. 6- ABD çatışmayı sürdürerek ölenleri onurlandırmıyor. 7- ABD Irak'ı yeniden inşa etmiyor. 8- ABD yol açtığı zararlar ve acılardan dolayı yükümlülüklerini yerine getirmiyor. ABD YAHUDİNİN ESİRİDİR Avrupa'da zulüm gören Yahudiler Amerika'ya göç etti. ABD Yahudilerin eseri ve esiridir. Finans, siyasi, ekonomi dünyasının merkezi olan New York aslında Jew (Yahudi) York'tur. Yalnız dünya değil ABD de Jew York tarafından esir ve rehin alınmıştır. ABD'yi esir alan Yahudi dünyayı esir almak peşindedir ve taşeron ABD'dir. Bush aslında İsrail'in ABD eyaletindeki genel valisidir. Filistinliler 1917'den bu yana direndikleri için zalim Siyonizm adeta kudurmuştur. Son Gazze ve Lübnan katliamı aşağılık kompleksinin tatminidir.
HİZBULLAH FÜZELERİ Reuters ajansının Global Security kaynağına göre: Hizbullah 600 kilo savaş başlığı taşıyabilen 200 km menzilli Zalzal balistik füzelere yakında sahip olacak. Halihazırda elinde binlerce füze var. Bunların çoğu mobildir. Şahin- 1'in menzili 13 km'dir. Savaş başlığı 190 kilodur. Fecir- 3 menzili 70 km'dir. Savaş başlığı 90 kg'dır. C- 802 füzesi menzili 120 km, savaş başlığı 165 kg'dır. 11- 20 km menzilli Katyuşa roketlerinin sayısı 13 bindir. İsrail savaş gemisi Beyrut limanı açıklarında C- 802 füzesi ile vurulmuştur. İSRAİL'İN PLAJDA SİVİLLERİ VURMASI FİTİLİ ATEŞLEDİ 9 Haziran: İsrail, Eylül 2005'te çekildiği Gazze'de sahilde piknik yapan aynı aileden 6 kişiyi katletti. Takip eden günlerde düzenlediği saldırılarla birlikte Gazze'de aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 50'den fazla sivili öldürdü. 25 Haziran: Bir grup Filistinli eylemci, İsrail'in saldırılarına misillemede bulundu. Filistinli silahlı eylemciler, Mısır'dan Gazze'ye kargo sevkıyatında kullanılan Kerem Şalom geçiş noktası yakınındaki iki İsrail askerini öldürürken, Gilad Şalit adlı onbaşıyı kaçırdı.
26 Haziran: İsrail, Gazze'yi hava, kara ve denizden sıkı ablukaya aldı. Filistinli gruplar, askere karşılık İsrail cezaevlerindeki Filistinli kadınlar ve 18 yaş altındaki erkeklerin serbest bırakılmasını istedi. 28 Haziran: İsrail ordusu, Gazze'ye hava ve karadan saldırı başlattı. 'Yaz yağmuru' adı verilen saldırılarda, bölgenin elektriğini karşılayan santralı, bir su tesisi ve köprüler yerle bir edildi. 1,4 milyon kişinin yaşadığı bölgenin çoğu karanlığa gömüldü. 29 Haziran: İsrail, Batı Şeria'da operasyon yaparak aralarında Filistin Meclis Başkanı ile 9 bakan ve milletvekillerinin bulunduğu 60 kadar Hamaslı üst düzey siyasetçiyi rehin aldı. 30 Haziran: Mahmud Abbas, tutuklanan yetkililerin serbest bırakılması için BM'den yardım isterken, İsrail savaş uçakları İçişleri Bakanlığını vurdu. 2 Temmuz: İsrail jetleri, Başbakan Haniye'nin ofisini vurdu. 3 Temmuz: Kaçırma eylemini üstlenen Filistinli gruplar, İsrail hapishanelerindeki kadın ve çocukların serbest bırakılmasını talep etti ve İsrail'e bir gün süre tanıdı. İsrail ise ültimatomu reddederek tanklarını Gazze'nin kuzeyine sürerek tampon bölge oluşturmaya başladı. 6 Temmuz: İsrail, operasyonun 2. safhasına geçti. Kaçırılan asker Gilad Şalit'in ismine gönderme yapılarak "Gilad Kılıcı" olarak adlandırılan harekatta, aralarında sivillerin de bulunduğu 20 kişi katledildi. Arap ülkeleri, BM Güvenlik Konseyi'ne İsrail'in kınanmasını talep eden bir karar tasarısı sundu; ancak ABD engeline takıldı.
7 Temmuz: Hava ve kara saldırılarını sürdüren İsrail, en az 6 Filistinliyi öldürdü. 9 Temmuz: BM, felaketin eşiğine gelen Filistinliler için acil eylem çağrısı yaptı. 12 Temmuz: İsrail, Gazze'de bir eve düzenlediği saldırıda aynı aileden 9 kişiyi katletti. 12 Temmuz: Hizbullah, Lübnan sınırında iki İsrail askerini kaçırırken 8'ini de öldürdü. İsrail, 6 yıl önce çekildiği Lübnan'a yeniden girdi. İsrail Başbakanı Olmert, askerlerinin kaçırılmasını "savaş sebebi" olarak niteledi. GERGİNLİK TAM 28 YILDIR SÜRÜYOR İsrail, 6 yıl önce tamamen çekildiği Lübnan topraklarına önceki gün yeniden saldırdı. İsrail'in Lübnan'a yönelik askeri saldırılarının kronolojisi şöyle: NETİCE: Nihai netice önemlidir. İsrail ordusu dünyanın 5. güçlü ordusudur. Ordusu son derece zayıf Lübnan ve ordusu bulunmayan Filistinliler karşısında zafer kazanmış sayılmaz. Attığı her bomba İsrail'in temelini tahrip etmektedir. ABD'nin varlığı geçicidir. Ömrü olan ABD'nin son derece büyük (Vietnam hezimetinden son derece fazla) ölüsünü bırakarak bölgeden kaçtığını görecektir.
İsrail geçici bir devlettir. İsrail tarihten silinecektir. Ömrü olan bunu da görecektir. ABD ve İsrail'e uşaklık yapanlar ise şimdiden kaçacakları ülke ve yeri hazırlasınlar. ABD'ye uşaklık eden şeyh, emir, sultan ve devlet başkanları çok yakında çok sevdikleri tahtlarının yıkılışını göreceklerdir. Her şey inceldiği noktadan kopar. Zulüm kalınlaştığı noktadan kopar. Bu yaşlı halime rağmen ben bile bu mutlu günleri göreceğimin hayaliyle yaşıyorum. Bu nimete en kısa yoldan kavuşmanın yolu ise yaratılanların en üstünü güzeller güzeli, şan ve şerefi çok yüce, (güzel- temiz- iyi) hasletlerin zirvesinde olan Sevgili ve Şerefli Peygamber Efendimizin (Sallallahü aleyhi ve selem) güzeller güzeli ahlakı ile şereflenmekle doğru orantılıdır. Bu nimetten mahrum oldukça İslam düşmanlarının postalları altında ezilmeye mahkumuz. O'nun yolu İslamiyettir. O'na uyan Müslümandır. O'na uyan ibadet etmiş olur. O'na uyan Allahü teâlâ'nın rızasına kavuşur ve bizlere verdiği nimetlere şükretmiş sayılır. O'nun yolunun dışında yapılan hiçbir şeyi mahiyeti ve miktarı ne olursa olsun zamandan ve mekandan münezzeh Rabbimiz kabul etmez. Müslümanların son hadiselerle ne kadar üzüldüğünü biliyorum. Ama asla ümitsiz olmayın. Dua müminin silahıdır. Fitneye sebeb olmayın. Dua gibi maddi (insani yardımla) yardımcı olun. Ama asla ve asla umutsuz olmayın. Bu savaşın nihai zaferi Müslümanlar olacaktır. Geçmişte 1979'da Rusya Afganistan'ı işgal ettiğinde 2000 yılına varmadan Sovyetler Birliği dağılacaktır yazımı okuyanların çoğu beni bunamakla itham ettiler. İşte yazıyorum: Bu savaşın galibi Müslümanlar olacaktır. Artık benim için ne söylerseniz söyleyin…
|
|||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
İlahi Arşivi |
Namaz Vakitleri |
İsrail'in Gazze ve Lübnan'da tek kelime ile haksız ve vahşet kelimesinin bile zayıf kaldığı insanlık dışı devlet terörü neticesi ölenlerin sayısı 500'ü aşmış, yaralılar binlerle ifade edilmektedir. 500 bin kişi evsiz kalmıştır.