Okunma; 381 Her işte olduğu gibi, çocuk eğitiminde de, “orta yol”da olmak çok önemlidir. 1950’li yıllara kadar, çocuklar üzerinde aşırı bir baskı vardı. Amerikalı ünlü yazar Benjamin Spock’ın 1946 yılında yazdığı, çocuk terbiyesi ile ilgili meşhur kitabından sonra dengeler değişti, anne baba bu defa başka bir uca kaydı. Evde söz sahibi çocuklar oldu. Her iş, çocukların isteğine göre plânlanmaya başlandı. Bu kitabında, anne ve babaların çocuklarına katı eğitim uygulamak yerine onlarla arkadaş olmalarını, onların her isteklerine uymalarını savunuyordu. Spock, yeni tezi ile çocuk eğitimi konusundaki bütün kuralları yerle bir ediyordu.
Ancak Spock’un görüşlerinin çok da doğru olmadığı anlaşıldı. Çünkü, sürekli sıkılan, depresyona giren, kendisine hedef koyamayan ve hiçbir şeyden keyif alamayan bir kuşak meydana geldi. Bu durum, yanlış yönlendirmenin eseriydi.
Batı’da son yıllarda yazılan çocuk eğitimi konulu kitaplar, onların her isteğini yerine getirmenin yanlış olduğunu savunuyor. Uzmanlar, bazı cezaların da gerekli olduğu görüşündeler. Bu sayede çocuk bencil ve şımarık olmayacak; ileride ne istediğini bilen olgun bir insan hâline gelecek.
Geçenlerde, Eylem Bilgiç’in; “Arkadaş değil, anne baba olun!” başlıklı bir araştırma haberi yayınlandı. Haber özetle şöyleydi:
Son 10-15 yıldır ailedeki hakimiyeti ellerinde bulunduran çocuklar artık dizginleri gerçek sahibine vermeye başladı. Bunun en büyük sebebi, sınırsız özgürlük tanınan çocukların mutsuz olması. Hayatlarını çocuklarının isteklerine göre yönlendiren anne ve babaların yerini disiplinli anne ve babalar alıyor. Modern olarak nitelenen ebeveyn, çocuklarını şımartmamayı öğreniyor.
Anne babalar, yıllardır ağızlarından çıkacak tek bir kelime için çocuklarının gözlerinin içine baktı; hangi peyniri yemek istediğini, sandaletlerini mi, spor ayakkabılarını mı giyeceğini sordu. “Soğuk olmasına rağmen, montunu giymek istemiyor musun? Önemli değil, biz de arabayı önceden ısıtırız.” dedi.
Artık bunun yerini “Ben ne dersem o olacak!” diyen 21. yüzyıl anne ve babası alıyor. Son kitaplar, anne ve babaları çocuklarının suyuna gitmemeleri için uyarıyor. Çok fazla üstüne titremenin, şımartmanın, çocukları “megolaman”laştıracağı, hatta işi anne babaya emirler yağdırmaya kadar götüreceklerine dikkat çekiliyor.
Birer yetişkin hâline geldiklerinde “özel” olmadıklarını ve herkesle aynı şartlar altında yaşamak zorunda kaldıklarını gören, dünün şımarık çocukları, iş ve ilişkilerde birçok şeyle savaşmak zorunda kalıyor.
Florida’nın önde gelen psikologlarından Dr. Perry Buffington diyor ki:
Evin generali anne babalar olmalı; lider konumda olduklarını çocuklarına göstermeli ve onlara sorumluluklarını sürekli hissettirmeliler. Meselâ çocuğunuza verdiğiniz isim konusunda bile dikkatli olun ve moda isimlerden uzak durun! Ailenizde saygı duyduğunuz, değerli insanların isimlerini seçin! Böylelikle, o kişide hayranlık duyduğunuz değerleri çocuklarınıza da kolaylıkla aşılayabilirsiniz.
Çocuklar disiplini erken yaşlarda öğrenmelidir. Böylelikle büyüdükçe anne babaları kendilerine sınırlar koymaya başladığında buna uyum göstermekte zorlanmazlar. Anne baba gerektiği zamanlarda çocuklarına karşı sesini yükseltmeli ve gerektiğinde de cezalandırmalıdır. Verilecek küçük cezalar, çocukların sorumluluk sahibi olarak yetişmelerinde önemli rol oynuyor. Yanlış bir şey yaptıklarında; hafta sonu evden çıkmalarına izin vermemek, yatağa erken bir saatte göndermek, sebze yemeyi reddettiklerinde sevdiği yemekten mahrum bırakmak, harçlığını kesmek, sevdiği oyuncağını elinden almak... gibi cezalar verilmelidir. Çocukları disiplin içinde yetiştirmek onlara sevgi göstermemek anlamına gelmez. Anne babaların, çocuklarının güzel davranışlarını onayladıklarını göstermekten de kaçınmamaları gerekir.
Doç. Dr. Bengi Semerci (Psikiyatrist):
Bütün dünyada bu işin uzmanlarının koyduğu genel bir kural var: Çocuklar ne 90’lardaki gibi aşırı özgürlükçü ne de aşırı katı kurallarla yetiştirilmeli. Çocuk yetiştirmedeki doğru kural; çocuğu dinlemek, söylediklerine kulak vermek ve onun gelişmekte, büyümekte olduğunu unutmamaktır. Onunla gerektiğinde konuşmalı, gerektiğinde ödül, gerektiğinde ceza vermeli ama evet ve hayırı, doğruyu, yanlışı da öğretmeliyiz.
Prof. Dr. Nahit Motavallı Mukaddes (Çocuk ve Ergen Psikiyatristi):
Mutlaka belli bir yaşa kadar ailenin çocuğu yönlendirmesi gerekir. Küçük yaştaki çocuklar henüz karar verme, plânlama yeteneklerine kavuşmamıştır. Çocuk her konuda sınırını bilmelidir.