|
Sertlikle bir yere varılamaz |
|
Çarşamba, 08 Kasım 2006 |
Okunma; 241 Zile evliyâsından “Mustafa Kuddûsî” hazretleri, bir gün sevdiği bir gence; - Oğlum, insanların kaybettiğini bulmaya çalış, buyurdu. Delikanlı merak etti: - O nedir ki hocam? - Sevgi ve muhabbet evlâdım. Sertlikle bir yere varılamaz. Sert insan, yalnız kalmaya mahkûmdur. Sen, insanları sevmeye çalış.
Ve ekledi: - Ayrıca kimsenin kusurunu da görme. - Nasıl görmeyeyim hocam? - Çok kolay. “Kar” gibi ol meselâ. Ben şahsen karlı havayı çok seviyorum. - Neden efendim? - Çünkü kar, bütün kötülükleri, pislikleri örtüyor, göstermiyor. Sen de öyle ol.
Kurtulabilmek için Sohbetine devamla; - Evlâdım, âhirette Cehennemden kurtulmanın bir tek çâresi var, buyurdu. Genç merak etti. - O nedir efendim? - Kurtulanlarla beraber olmak. - Kurtulanlar kimlerdir ki? - Allah dostları, Ehl-i sünnet âlimleridir. Bu büyük zatların sohbeti, ele az geçen nîmetlerdendir. - Böyle zatlar yoksa hocam? - O zaman onların kitaplarını oku. - Kitap okumak da sohbet sayılır mı? - Elbette. O kitapları okursan, hem dînini öğrenirsin, hem de kalbin temizlenir.
Namazı geciktirme! Nasîhate devam etti: - Evlâdım, beş vakit namazını hiç geciktirmeden, vaktinde kıl. Arkadaşlarına da söyle. Onlar da vaktinde kılsınlar. Delikanlı sordu: - Namaz, bu kadar mı mühim efendim? - Elbette. Dünyada saadete, âhirette Cennet nîmetlerine kavuşmak iki şeye bağlıdır oğlum. - Onlar nedir hocam? - Birincisi, hakiki bir “İslâm âlimi”ni tanıyıp onu sevmek ve onun gösterdiği yolda yürümektir. - Ya ikincisi? - İkincisi ise “beş vakit namaz”ını tam vaktinde ve dosdoğru kılmaktır. Şöyle bitirdi: - Dünyada “mescitler”de buluşanlar, âhirette “Cennetler”de buluşurlar. |